Yasın bilmediğim yolu, aramadığım devası kalmamıştı. Toplamda üç yol vardı.
Üç geçerli yol.
Birinci yol unutmaktı. Yaşadıklarını kabullenerek zamana bırakmak ve başka şeylere odaklanmaktı. İyileşmesini bekleyene kadar yüzeye çıkarmamaktı. Kalbinin en derinlerine gömmek, canınızı yakmasını engellemeye çalışırken acıyı yaşamayı unutmaktı. Asla tam olarak o acıyı unutamazdınız ama en azından bir kısmını saklayabilirdiniz. Yok sayabilirdiniz. Hayatınızın devamına odaklanır, uzun bir uykuyla gerçeklikten kaçardınız. Siz yaranın çoğunu onarırken bazılarının izi kalırdı. Her yara iyileşmediği gibi her anı silinmezdi.
İkinci yol hiçbir şey hissetmemekti. Ne acıyı ne de kaybı düşünmek, kalbinizi ve zihninizi tüm duygulara kapatmaktı. Bir noktada delilik de denebilirdi buna çünkü böyle bir insana dönüşmek için akıl sağlığınızı yitirmeniz gerekirdi. Hoş, aklınızın yerinde olması size sonu gelmez bir acıdan başka bir şey vadetmiyorsa tercih edilmesi mantıklıydı. Nasıl olsa insanlar yasta olan birini görmek yerine duygusuz bir hayalete bakmayı tercih ederdi. İnsan ırkı her zaman acıyla yüzleşmekten kaçınırdı. Acı içinde olanın kendileri ya da karşılarındaki olması onlar için bir şey değiştirmezdi, sadece uğraşmak İstemezlerdi. Diğerlerinin acılarını görmezden gelmek, onlara yardım etmekten daha kolaydı.
Üçüncüsü ise intikamdı. Son bir kaçış yolu. Bir daha asla böyle bir şey yaşamayacağını garanti altına almak için kabul edilmiş bir yol. Sizin tek bir hedefe odaklanmanızı sağlar, diğer her şeyi bir kenara iterdi. İntikam için yaşardınız çünkü bu duygu tüm benliğinizi sarıp ele geçirirdi. Tarihteki yeri de köklüydü bu yolun. Tüm dönüm noktalarının ve olayların temeliydi. İntikam için tahtlar kana bulanmış, taçlar sahipsiz kalmış, kılıçlar kırılmıştı. Nice masumlar da suçluların