Su

Su
@_Nymph_
Bırak gitsin. Bırak git. Yeniden doğuyorum. Küllerimden değil; maviliğimden yeniden doğuyorum.
'Önemli olan taşıdığın silah sayısı değil, onlar ne kadar veremli kullandığındır,' derdi. Haklı olduğunu biliyordum ancak temkinli bir yapım vardı. Risk almadan önce ihtimalleri düşünmeye çalışır, yedek silah bulundurmaya çalışırdım. Hangi bıçağı hangi pozisyonda ihtiyaç duyacağım belli olmazdı. .. "Bu gece kendi kafana göre iş yapmaya kalkışma sakın. Fırsat bulduğunu zannettiğin bir an sandığından çok daha tehlikeli olabilir." Gözlerimi onunkilerden ayırmadan derin bir nefes verdim. "Neyi ne zaman yapacağımı ben bilirim. Kendini bu ekibin lideri olarak görüyor olabilirsin ancak baş başayken kim olduğumu unutma. Bana üstünlük taslama hatasına düşme." Tehdit eder gibi başımı hafifçe yana yatırıp kaşlarımı çattım. Gülümsedi. "Düşündüğün kadar korkutucu olmadığını biliyor muydun prenses?" Yüzüm onunkine çok yakındı. "Senin olabileceğimi düşündüğünden çok daha korkutucu olabilir ve yapabileceğime inandığından çok daha kötü şeyler yapabilirim Fenris. Aklında bulundurman gereken de bu. Kendini benden üstün görmek gibi bir hataya düşmene göz yummayacağım."
Sayfa 103·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kılıcın ağırlığı ve uzunluğundan hiçbir zaman güven almamıştım. Talim yaptıkça gelişiyor olsam da en başından beri kılıcın bana göre bir silah olmadığından emindim. Kılıç kullanarak suikastçı olamazdınız. Çatıdan bir adamın üzerine atladığınızda boğazını kesmeniz için kılıç kullanmak akıllıca bir seçim değildi. Çok daha kısa, keskin ve üzerine ışık değmedikçe gözlere görünmez olan bir silahtı ihtiyacınız olan.
Sayfa 93·Kitabı okudu
ikili savaş sırasında her zaman ilk hamleyi yapmak için öncesinde rakibimi gözlemler, zayıf ve güçlü yönlerini çözmeye çalışırdım. Onlara karşı küçümseyici bir tavır takınırdım. Çünkü kendinize güvendiğiniz anda karşı tarafta korkunun oluşmaya başladığını görebilirdiniz. Bu güvenin gerçek veya sahte olması önemli değildi, yalnızca göstermeniz yeterliydi. Karşı taraf artık kendine güvenmediğinde ise... kavga hemen hemen bitmiş sayılırdı. Ancak Kalisa gibi biriyle karşı karşıya geldiğinizde işler bu şekilde, işlemiyordu. Kalisa soğuk bir insandı ve zayıf noktalarını rakibine gösterecek kadar aptal değildi. Hatta zayıf noktalarının olup olmadığından emin değildim. Fiziksel olarak ne kadar iyi dövüştüğünü bilmiyordum çünkü onu iş üstündeyken hiç görmemiştim. Yapılı olmasının hareketlerini yavaşlattığını tahmin ediyordum ancak elbette yanılıyor olabilirdim. Davranışlarının temkinli ve sakin olması beni kendi silahımla vuruyor, neredeyse ondan çekinmeme sebep oluyordu. Neredeyse.
Sayfa 89·Kitabı okudu
"O kadar şeker bir yüzün var ki âdeta bir melek gibi görünüyorsun. Acımasız bir katilin tam tersi bir görüntü," dedi Kalisa gülümseyerek. Gülümsediği anlar nadir olduğu için aceleyle ona döndüm. "Acımasız katiller nasıl görünür peki?" Kalisa omuzlarını silkti. "Cehennemden sürünerek çıkmış gibi görünürler hayatım, cennetten inmiş gibi değil." "Bana böyle iltifat etmeye devam edersen şımarırım ama Kalisa. Sahada gör bakalım bir de beni. Şeytan mıyım melek mi?" "Başın belaya girdiğinde de düşmanlarına böyle nazlanıyor musun Kurabiye?" İğneleyerek beni harekete geçirmeye çalışıyordu. Bana güçsüz olduğum imasında bulunarak aksini kanıtlamaya çalışmamı istiyordu ancak kelimelere ancak siz güç verirseniz güçlü olurlardı. Kalisa'nın sözleri benim için bir hiçti. Yine de ona bir ders vermenin çok da fena olmayacağını düşündüm. Bir yılanı korkutmayı başarırsanız bir fareden farkı kalmazdı.
Sayfa 87·Kitabı okudu
"Liderler için yenilmek yalnızca an meselesidir. Hepimiz bu oyundayız, yalnızca bulunduğumuz taraf farklılık gösterebilir. Sen bir suikastçı olarak doğdun ama ihtiyacın olan şey bir pelerin ve hançerken başına bir taç kondurdular. Bu iki tarafta da olmak ne demek en iyi sen bilirsin. Ama biz, olması gerekenden öteki tarafa sürüklenmiş diğerlerimiz, ait olduğumuz tarafa geçmek için savaşmak zorundayız. Hayat sana neye ihtiyacın olduğunu sormaz, çoğunlukla yalnızca eline verdikleriyle yetinip yetinemeyeceğine bakar. Ya da bazen..." "Bazen ne?" Gözlerinden tehlikeli ve kararlı bir parıltı geçti. "Bazen de senin verilenle yetinmediğini, dönüşmeni zorladığı şeye dönüşmeyip ona karşı koyduğunu ve meydan okumaya cüret ettiğini görmek ister."
Sayfa 54·Kitabı okudu