Korkuyla ilgili anlaşılmayan şey şuydu, korkunun sizi yönetip yönetemeyeceği. Ve bazı korkular ne kadar kuvvetli olursa olsun ben üzerine doğru koşmayı tercih ederdim. Belki de delilik diye bahsettikleri şey tam olarak buydu.
Gökyüzünde yanmayan yıldızların orada olduğunu bilmek biraz olsun rahatlatıcıydı. Bu diyarda tanıdık olan tek şey gökyüzüydü, her şey değişiyordu, zamanla ben bile değişiyordum ama nereye gidersem gideyim gökyüzü aynıydı. Gökyüzü tutunduğum tek dalımdı.
"Yine yolunu mu kaybettin Su Vârisi? "
"Vârisler hava, su, toprak, ateş kokar," dedi. "Sen ise hiçlik kokuyorsun."
"Sende onların sahip olmadığı bir şey var."
"Neymiş o?"
"Cesaret."
"Emin değilim," dedim. "Belki gözü karalık."
"Kolaylaştırmak da senin elinde. Uçmak istediğinde diyar sana bir kanat verir."
Tüm bunlar dan nasıl sıyrılacağımı bilmiyordum, onlara karşı ne kadar şansım olduğunu da ama deneyecektim. Benden aldıkları hayatımın hesabını sormak için de olsa deneyecektim. En iyi ihtimalle başarırdım en kötü ihtimalle onların sihirli sarhoşluklarına kapılır ve unutur bildiklerimden kurtulurdum. "
Ben çok üzgünüm," dedim bütün içtenliğimle. "Bana sadece ne yapabileceğimi söyle."
"Onlara yakın ol," dedi bunu beklermiş gibi. "Başka bir planı var, ne yapmaya çalıştığını öğrenmem gerek."
"Bana söyleyeceğini mi sanıyorsun, yüzüme bile bakmıyorlar."
Duruşu dikleşti, güven verici bakışlarını yalancı bir gülümseme taçlandırdı. Kollarımdan tutup beni destekledi. "Onlara bunu söyleteceğine inanıyorum, sende akıldışı bir zekâ var"
Kontrolsüz bir şekilde kahkaha attım.
"İnan bana ben hiçbir zaman zeki olan olmadım."
"Sen kendinin farkında değilsin, insan dünyasında aptalın teki olabilirsin ama zekâ burada başka bir şeydir. Başka renkte akan bir su gibi."
şimdilik sadece dikkatlerini kötü yönde çekmememe nedersin?" diye sordum. "Çabalayan ve mütevazı bir su vârisini oynamaya?" Çünkü benim planım bu, benden alınanları nasıl geri alacaktım bilmiyorum ama en azından ölürken onları ısırdığıma emin olacaktım. Tıpkı bir deli gibi.
Çarpık bir şekilde gülümsedi. "İzlemek için orada olacağım."
Karnımda huzurlu bir nehir akmaya başladı. Bunun onunla ya da benimle alakası yoktu. Bunun bir müttefik kazanmakla ve bir şey yapabiliyor olmakla ilgisi vardı. Her şey olabilirdim ama hiç kimse benden işe yaramaz bir şekilde kenarda durmamı bekleyip, bana ne yapacağımı söyleyemezdi. Kendime böyle bir kötülük yapmayacaktım, onların çerçevesinde boş bir çizim olmayacaktım, orayı gerekirse kendi ellerimle boyayacaktım.
Savaşı kimin başlattığının önemi yok, bir sana kaplanın saldırmasını istiyorsan onu bir değnekle rahatsız etmen yeter ama sonunda öldüren ve korkulan kaplan olur.