Aptalın biriyim ben, diyordu,
kirliyim ben, deliyim.
Kendimi tanımıyorum, aynaya baktığımda soruyorum: Bu ben miyim, diye.
Bakıyorum kendimim.
Yüzüm, elmacık kemiklerim değişmemiş, bakıyorum: Öyleyse değişen ne? Kendime katlanamıyorum,
başkasına katlanamıyorum.
Kimi seviyorum ben, bilmiyorum.
Belki hiç kimseyi.
Hiçbir şey olmadan, birden, her şey yıkılmış gibi şimdi, sokaktayım gibi, kendimi sokağa alıştırıyorum gibi, beni sokağa itiyorlar gibi.
Neden böyle? Ama neden böyle? Neden?
Yıkıntı içimde başladı benim,
bir yerlerden gelip içimde büyüye büyüye. Sevişirken bile o şeyin gümbür gümbür yıkıldığını, içime doğru o zavallı yıkıntının çöktüğünü duyuyorum, doruktan yuvarlandığını, duyuyorum sokağa doğru... sokağa... anlatabiliyor muyum bunu? Anlıyor musun yani?