Biz, komşusundan aldığı borç parayla, hoş görünmek için yüzüne düzgün süren kadınlara benzedik. Kim inkar edebilir ki, halkın başını sokacak kulübesi yokken, ev sahibiyle kiracı gırtlak gırtlağa dövüşürken, yeşil sahalara, eskisinden tek farkı millî olduğu öne sürülen saraylara milyonlar harcanmıyor?
Ben bütün âdet olmuş şeylere kızıyorum. Hepsinde bir boyun büküş,bir riyakârlık,bir dalkavukluk vardır âdet haline gelmiş şeylerin. Bir de ilim(!) kitaplarının bazı kelimelerine kızıyorum. İhtiyaçlar sonsuzmuş, menfaat yeryüzünden kalkmazmış, vesaire gibi...Ama ihtiyaçlar nedir, menfaat nedir diye bir düşünsek, o ilim kitapları bunları bir düşünebilse,böyle konuşamayacaklar;ama nerde o kabiliyet kapitalist âlemin âlimlerinde...