Kur'an-ı Kerim'e olan teslimiyet bitmiyordu ancak aktif karakterini kaybetmiş, İrrasyonel ve mistik olana tutunmaktaydı. Kur'an-ı Kerim kanun otoritesini kaybedip,buna karşın eşyaların " kutsal"ı oldu. Kur'an-ı Kerim'in araştırılmasında ve yorumlanmasında bilgeliğin yerini kılı kırk yaran yorumlar, büyük fikirlerin yerini okuma becerileri aldı. Devamlı surette ilahiyat formalizmin tesiri altında Kur'an-ı Kerim hep daha az (anlayarak ve manası düşüncelerek) ve daha çok (güzel sesle) okundu ve mücadele, doğruluk, şahsi ve maddi fedakarlıklar hakkındaki emirleri, tembelliğimize aykırı ve sevimsiz olarak, güzel sesle okunan kur'an-ı Kerim metninin zevk veren ( rahatlatan )sesi içinde eriyip gitti. Bu doğal olmayan durum yavaş yavaş normal olarak kabul edilmeye başlandı, çünkü bu vaziyet, sayıları her geçen gün artan ve kur'an-ı Kerim ile yollarını ayıramayacak durumda olan, fakat aynı zamanda hayatları onun isteklerine göre düzenleyecek kudrette olmayanların işine gelmekteydi.