Bir arkadaş için düşünülen pek çok ilacı içine alan şehveti daha yukarılarda bir yerlerde aramanın vakti gelmedi mi?
Bilim istediği kadar gelişsin insanoğlunun hiç değişmeyen huyunun her seferinde suyla karışık berbat bir içecek haline gelerek sürekli bir sarhoşluk sağladığını unutuyoruz.
Hakettigimizin hep üstünü istiyoruz üstüne üstlük.Bu büyük karmaşadan çıkabilmek şehveti anlayabilmekten geçiyor.
Tevhid Ocağı - Sayı 4 (Temmuz 2020)
Orta Doğu'da Küçük Kıyamet
Aşiretler ve Mit İlişkisi
🔥youtube.com/live/PwWS6bN5Xx...
🔥x.com/kitaptayazmaz/s...
🔥youtube.com/live/LXYprmQWzm...
🛡️ Popüler bilim,
🛡️ Teknoloji,
🛡️ Tarih,
🛡️ Diplomasi,
🛡️ Sanat,
🛡️ Evren
ve
🛡️ Uzay ile çözülememiş gizemli vakalar konuşulur.
Kitaptayazmaz yapılan bilimsel araştırmaların arşivlerini,
kendi araştırma ekibi ile de
yazılı kaynaklarda yer almayan bilgilerle ilgi çekici analizler sunar.
📢 Sosyal medyadan bizi
takip edebilir ve
tavsiye edebilirsiniz.
🔔 Bildirimleri açmayı unutmayınız.
Kitaptayazmaz Plus
🌍 YouTube :
youtube.com/live/xqcvn_1H8O...
Kitaptayazmaz
🌍 Web :
kitaptayazmaz.com
🌍 YouTube :
youtube.com/@kitaptayazmaz
Saldıraç ve daha fazlası...
🔘x.com/AdaKtptyzmz/sta...
🔘cuneytsezer.medium.com/sald%C4%B1ra%C3...
Saldıraç
Gözümüze ilişen her kare ile bir kez daha ölüme yaklaşmak yerine ölüme alışan bir toplum için kıyamet yaşanmaktadır.
Elbette gelecek olan Mehdi ve Hz. İsa vardır amma gördüğünde Deccal’i fark edebilecek bir vicdan hepsinden evladır ve hatta azınlıktadır.
Bilinmemekte denilen sonları bekleyenler arasında olmak yerine, olmadım ben diyerek yola revan olmak gerekmez mi?
Bilmiyorum söylesem mi yoksa bilmesem mi?
Bilmeseydim demekten önce gelen görmeseydim kelimesi de menfaatperest gelmekte artık. Batan binlercesi ardında gülü koklamakta yetmiyor. Bülbüle dem tutmam amma gül gibi kokmak sanırım artık mümkün değil.
Kolayına ve kolaycasına herkesin bir safta olma uğruna satılmış ham softalıklar dahi aranır oldu. Arananlar her seferinde müşteri kitlesi hazır ürünler oldu.
Market rafları arasında gezinen müşteriler kadar aç, sahipleri kadar pazarlamacı, en büyük suçlusu ise bu alışverişin neden hep reklamcı?
Bu yazı böyle devam etmemeli, bir yerinden sonrasını anlamam gerekirdi.
Bir yerinde öyle bir acı var ki belki laf kalabalığı arasında o da bir köşede unutulabilmeli.
Ne yazık ki böylesi yüzsüzlükle olacak iş değil.
Hem yüzüne gülündüğü kadarının bin misli ardından konuşulmakta, konu her seferinde bir taş üstüne taş koymaya gelince aynı kalplerin taş olduğu anlaşılmakta.
Yok!
Nedamet uğrunda naif cümleleri kurmanın vakti çoktan geçti ve anlaşılmak üzerinden verilecek her çile için bir can daha yitirildi bu gün.
Kelimelerin kaldıraç olması yanında artık saldırganlaşmamızın ürünü haline geldi satırlar.
Bırak gitsin bundan sonrası demek bir hayaldi amma vaz geçmek zorunda bu hayalden