Çocuklar, yaşayamadığınız hayatın, göremediğiniz rahatlığın telafi edileceği oyuncaklar değildir, başlı başına birer şahsiyet temsilidirler ve evlatlarınız sizin malınız değildir, onları kendi eksikliklerinize ve niyetlerinize göre biçimlendiremezsiniz. Ancak yol gösterebilirsiniz.
Her şeyden evvel kalp, sevmenin sâdır olduğu, sevmeye kapı açan mekandır. Sevmeyen insanın taştan farksız olduğu söylenir, fakat taşın da ruhani bir kalbi olup olmadığını, üzerinde bulunduğu toprağı, dağı, uçurumları sevip sevmediğini tam manasıyla bilemeyiz. Belki de bizim anlam ve algı dünyamızın çok ötesinde bir dili ve sevme biçimi vardır. Bu sebeple sevmek konusunda taşlara bile haksızlık etmemeli, taşlardan bile umudu kesmemeliyiz.
Kalp sadece çam kozalağı şeklinde, bedenimize yerleştirilmiş ve tek görevi vücuda kan pompalamak olan et parçası değildir. Kâinatın özünü içinde gizleyen, âlem içinde başka bir âlemdir.