Onun arkasından o kadar gözyaşı zaptettim ki, onları Toptaşı kasvet ocağının, asırlık, şerha şerha, süngere dönmüş duvarlarına verseydim, içemezdi, yutamazdı, alamazdı bu duvarlar...
İnsan ne idraksiz mahluktur?.. Herkes kimsenin sağ kalmadığını bilir de, kendinin öleceğine inanmak istemez. Bari yaşamak da ölümden korkmaya değer bir şey olsa... Her lezzeti bir zaruret def'inden ibaret olan hayatın herkes nesine müptelâdır?
İkiz doğuran koyunlardan biri yavrularını istemiyor, onları emzirmiyordu. Kuzular meleye meleye, düşe kalka analarına sokuluyor, memelerine yapışmak istiyor ama anaları süserek, tekmeleyerek uzaklaştırıyordu onları. Açlık, kıtlık hüküm sürerken, tabiat da canlılarda sağ kalma içgüdüsü uyarıyor olmalı. Acımasızların, uğursuzların "Ben sağ kalayım da başkaları ölürse ölsün" demeleri gibi...