Adı:
Cinnet Mustatili
Baskı tarihi:
1955
Sayfa sayısı:
338
ISBN:
9999990209511
Kitabın türü:
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Bir ansiklopediye geçmiş ifadeyle, "hapisleri üniversite yıllarından çok olan" Necip Fazıl, 1943´den başlayarak 1947-1950-1951-1952-1957-1959 ve 1960 senelerinde cezaevine girdi. Son mahkûmiyet kararı ise vefatı sebebiyle infaz edilemedi.
1955´de "Yılanlı Kuyudan" ismiyle yayınlanmış olan eser, hapishane günlerinin, "büyük sanatkâr"a has, derin ve duyarlı bir iç hayat üzerindeki müthiş tesirini yansıtan bir ıstırap ve gözyaşı günlüğüdür.
Yılanlı kuyu dediği hapishanede geçen günlerini ve hissiyatını anlattığı kitap. 1950'lerin başında girdiği hapishane günlerini, hem kendi hissettikleriyle hem içerdeki insanları tahlilleriyle ve hapisten çıktıktan sonra 1960 darbesi ve neticelerini gözler önüne seriyor.
Özellikle hapishane tasvirleri cinnet mustatili diyor mesela mustatil dikdörtgen demek, teşbihleri ki yılanlı kuyu çok hoşuma gitti. "Bizde hapishane, hiç bir suçun ızdırap ve intibah yatağı değil, her suçun tam teşekkül ve tekemmül akademisidir. O bir yılanlı kuyudur; ve bekçileri, içine değil yalnız kapağına hakimdir. Herkes, her nevi insanı, kuyunun kapağını aralayıp buraya atarlar. Atılan ister tırtıl veya solucan olsun... Ya kuyunun dibinde yılanlaşacak, yahut yılanlara gıda olacaktır." hapishane bu kadar güzel anlatılamaz.
Malatya hadisesi, Serdengeçti ile muhabbetleri vs. okunacak kitap.
İlk olarak üstadımızı tekrar saygıyla anarak onun bu güzel eseri hakkında naçizane düşüncelerimi söylemekten mutluluk duyarım. Üstadın yıllarca hapislerde çektiği acıyı bir nebze olsun tatmak için ve zulmün karşısında hangi esaret gücünün gölgesine sığınacağımızı öğrenmek için her bir dava yurttaşıma önerebileceğim eserlerin başında gelmektedir. Gözyaşını kaybeden, gözlerine biber doldursa yeridir.
Herkesin kahkahadan hoplayacağı, zıplayacağı sözde saadet şartları içinde, beni bulutlar dolusu gözyaşı nasibine kavuştur Allah’ım!
Ağlayabilmek için ille de yılanlı kuyuya düşmek mi lazım? Asıl dünyanın en korkunç bir yılanlı kuyu olduğunu anlamak yetmez mi?

Benzer kitaplar

İstanbul, Malatya, Ankara...

Defalarca girip çıkıyor üstad, yılanlı kuyu dediği hapishaneye. Cinnet mustatili kitabında hapishane anılarına yer veriyor. Dört duvar arasında yaşadığı ruhî bunalımları anlatıyor. Öyle zor geçiyor ki zaman orada; o anlattıkça benim de ruhum bir mengeneye sıkıştırılıyor sanki...

İstanbul'da güya hususi bir oda veriyorlar ancak burada yalnızlığa dayanması oldukça güç oluyor. "Allah'ım, bana tahammül ver yalnızlığa!" diye dualar ediyor. Zaten Allah'a sığınmasa, duaları ve gözyaşları olmasa sabretmesi çok zor belli ki. Karar veriyor: "Her sabah kalkınca, ilk işim, sabah namazından sonra, en yakın namaz borçlarımdan bütün bir günü kaza etmek olacak... Ondan sonra da içinde bulunduğum günün namazlarını kendi vakitlerinde eda etmeği ihmal etmiyeceğim." Ve daima namaz namaz namaz: "Boyuna namaz kılıyorum. Hayatta tek gayenin, secde ede ede alnını yaralamaktan başka bir şey olmadığını anlıyorum."

Ruhî sıkıntıların yanında sağlık problemleri de var üstadın. Ankara'da bir revirde kalmasına müsaade ediliyor. Çeşit çeşit insanla... Zor geçiyor günler. Ama yalnızlıktan evla... Saniyeleri sayıyor üstad. Söylenilen zamandan daha fazla kalıyor o dört köşesi azap dolu dört duvar arasında. Sebep ne? Sadece Müslüman olması, Müslümanca yazması. Böyle bir zihne sahip şahsın hiçbir gerekçe gösteril(e)meden hapsedilmesi ne hallere girmesine sebep olur? Şöyle söylüyor üstad: "Ne hâller geçirdiğimi şundan anlayın ki, Hafız Abdülkadir'in giymem için bana verdiği terliklerin çivisi, evvela çoraplarımı sonra tabanlarımı delik deşik ettiği halde, hapishanenin kundura atölyesine kadar çıkıp onları vurduracak kuvveti aylarca kendimde bulamadım. Kan içinde tabanlarla aylarca cinnet mustatilinin üzerinde, gittim, geldim."

Bu arada cinnet mustatili ne mi?: "Cinnet mustatili, hamamla kantin arasındaki sed yolun, bahçesini meydana, gülünç fıskiyeye ve müdüriyete karşı çizdiği ince uzun şerittir; tam 71 adımdır ve yegâne uzlet berzahıdır." Git gel git gel git gel... Volta atmak tek çaredir!

Mahkemeler, hakimler, kararlar, tevkif... İnsan eliyle geliyor gibi gözükse de başa gelenler, üstad ona da bir gerekçe bulmuş zihninde: "Ey irşad yolunun isteklisi!... Allah, senin insanlara güvenmemen için, eziyeti sana onların elinden veriyor. Hattâ seni kendisinden başka hiçbir şey oyalamasın diye, seni bütün mâsivadan iz'aç ediyor. Muradı budur. "

Böyle geçiyor günler. Sıkıntı, azap, ayrılık, çile... "Bitsin Allahım, çilem, lûtfunla bitsin!.." Dua ve gözyaşı...

1953'te tahliye ve sonrası... Yine tevkif... Ve 1960 Adnan Menderes'in idamı... Ne dehşetli o sahneyi gözler önüne seriyor üstad. Boynundaki simsiyah bir halka geçirilmiş gibi mosmor ip izine varana kadar tasvir ediyor.

El hasılı okuyucuda derin izler bırakan bir kitap. Tavsiyemizdir efendim :)(:
Severek okuduğum dışarı çıktığım zaman yanıma almadığımda eksikliğini hissettiğim bir kitaptır.

Üstadın başına gelenler ve hapiste çektiği çileler sayesinde Allah ' a olan yönelişinin kat ve kat artmasını konu alan bir kitaptır.
Rastlantı eseri 3 Kitabı beraber okur buldum kendimi: Cinnet Mustatili, Galat-ı Meşhur, İletişim Donanımları. "Üçü bir arada" yani. Biri "Sağ", biri "Sol" ve ve biri de sağ ve solu içine alan bir "Orta/(Merkez)"dan oldu. Çok da güzel oldu. "Gol" oldu yani benim için. Çünkü olayları mümkün olan tüm yönleri ile görmeyi bir zenginlik olarak sayan biri olarak, farklı konularla ilgili olsalar da, Türkiye'deki genel olan farklı mantalitelerin dünyalarına girdim. Zor bir zihinsel süreç oldu; bir sağa bir sola koş. Ama güzel oldu sonuçta; daha bütünsel yaklaşmayı öğrendim, öğrenmeye çalıştım. Ve yanılgılarını gördüm görebildiğim kadar. Hepsinden ders almaya çalıştım. Benzer şeyleri yakalar insan türlü türlü okumalarda ama bunun farkı aynı anda okumasında ve dolayısıyla daha yoğun yaşamam oldu bu olguyu.
Geleyim kitaba; bu genel ama önemli çerçevede:
Yazar yaşadığı hapishane anılarını toplamış bu eserde; İstanbul, Malatya ve Ankara Cezaevi Anılarını. İlgili olmayana sıkıcı gelebilir ama
şiirde büyümesinin detaylarını, çililerinin izlerini görüyorsunuz diğer yandan..
Cemil Meriç, "Kemal’i ıstırap yarattı.. Hapishane, maskelerin çıkarıldığı yerdir." diyor Kemal Tahir için, Bu Ülke kitabında. Sağ yada sol malesef pek çok büyük yetenek için böyle bu ülkede.
Yerli yada yersiz aydınlar için denir ya yer yer hani, "hapishane görmemişe aydın mı denir bu memlekette?" Ne gerek var olgunlaştırmak için insanları illa hapishaneye
göndermeye? Bırakın insanlar hayatta olağan şekilde olgunlaşsınlar. Hayat kendi içinde yeterince çile barındırıyor ki!
İncelemeden ziyade yorum oldu yazdıklarım ama olsun. İlgisini çekenleri eserle başbaşa bırakmalı. ..
"Yılanlı Kuyudan" ismiyle yayınlanmış olan eser, hapishane günlerinin, "büyük sanatkâr"a has, derin ve duyarlı bir iç hayat üzerindeki müthiş tesirini yansıtan bir ıstırap ve gözyaşı günlüğüdür. Üstadın Paşakapısı cezaevi, Malatya ceza evindeki anıları beni baya düşündürdü. Hayatını merak edenlerin üstadın çile günlerini okumasını tavsiye ederim .
üstad yazılacak bir kelam hakkını verir mı ? hiç kuşkusuz okunması gerekn bir eser heleki son sayfada noktasını koyduğu cümle insanı yerden yere vurur... hakikat kelamı tercüme istemezmiş sözün son demine kadar hakkını veren bir eser Allah razı olsun....
.
.
.
Ağlamak için illa yılanlı kuyuya düşmek mı lazim?... Asıl dünyanın en korkunç yılanlı bir kuyu olduğunu anlamak yetmez mı?
yazarın cezaevi psikolojisini anlatan bir kitap. mustatil dikdörtgen demek zaten, cezaevinin ve şartlarının böyle farklı anlatılabileceği bir kitap olacağınını düşünmüyorum
Perşembe, 25 Aralık

Uykusuzum... Bu işin sırrını bu sabah beni traş etmeye
gelen hapishane berberi gayet güzel çözdü:
– Tabiî uyuyamazsınız... Hareket etmiyorsunuz ki...
Hareket etmiyen için uykusuzluk, hapishanelerin baş illetidir.
Volta vurmanız lâzım!...
– İyi ama, dedim; benim odamda volta vurulacak yer
yok... Vapur kamarası kadar odanın neresinde volta vura-
yım?
Berber, başını etrafa çevirerek, küçük holü ve el yıkana-
cak musluğu işaret etti:
–İştebumusluktanbaşlarodanınköşesinekadar,günde
en aşağı bir saat, gider gelirsiniz!
Tavsiyesi, bana o kadar dokundu, öyle acı geldi ki, cevap
vermedim. Berber gittikten sonra yatağımın üzerine oturdum
ve gözyaşlarını buhar haline getiren bir ateş içinde, o fikirden
bu fikre, gezindim, durdum.
CİNNET MUSTATİLİ
Bizde hapishane, hiç bir suçun ızdırap ve intibah yatağı değil, her suçun tam teşekkül ve tekemmül akademisidir. O bir yılanlı kuyudur; ve bekçileri, içine değil yalnız kapağına hakimdir. Herkes, her nevi insanı, kuyunun kapağını aralayıp buraya atarlar. Atılan ister tırtıl veya solucan olsun... Ya kuyunun dibinde yılanlaşacak, yahut yılanlara gıda olacaktır.
Necip Fazıl Kısakürek
Sayfa 64 - Büyük Doğu 3. Baskı 1977
Bana kalırsa zindan adamının en acıklı anı sabahleyindir. Gözlerini açar açmaz idrak ettiği an...
Necip Fazıl Kısakürek
Sayfa 20 - Büyük Doğu 3. Baskı 1977
Ey irşad yolunun isteklisi!... Allah, senin insanlara güvenmemen için, eziyeti sana onların elinden veriyor. Hatta seni kendisinden başka hiçbir şey oyalamasin diye, seni bütün masivadan iz'aç ediyor. Muradı budur.
'Kalbimin üstüne yağmur yağıyor
Şehrin üstüne yağar gibi.'
Mısrasını hatırladım. Bende onun aksi:
Şehrin üstüne yağmur yağıyor, kalbimin üstüne yağar gibi...
Necip Fazıl Kısakürek
Sayfa 28 - Büyük Doğu Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cinnet Mustatili
Baskı tarihi:
1955
Sayfa sayısı:
338
ISBN:
9999990209511
Kitabın türü:
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Bir ansiklopediye geçmiş ifadeyle, "hapisleri üniversite yıllarından çok olan" Necip Fazıl, 1943´den başlayarak 1947-1950-1951-1952-1957-1959 ve 1960 senelerinde cezaevine girdi. Son mahkûmiyet kararı ise vefatı sebebiyle infaz edilemedi.
1955´de "Yılanlı Kuyudan" ismiyle yayınlanmış olan eser, hapishane günlerinin, "büyük sanatkâr"a has, derin ve duyarlı bir iç hayat üzerindeki müthiş tesirini yansıtan bir ıstırap ve gözyaşı günlüğüdür.

Kitabı okuyanlar 145 okur

  • Rumeysa Doğan
  • Ayfer
  • Aslihan kayhan
  • Hale Göksel
  • Ömer ADIGÜZEL
  • Yücel Gökhan
  • Veli Altınkaya
  • Zeynep
  • Gülce
  • Sıçrayanmidilli

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.8
14-17 Yaş
%3.5
18-24 Yaş
%27.9
25-34 Yaş
%26.7
35-44 Yaş
%20.9
45-54 Yaş
%12.8
55-64 Yaş
%2.3
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%43.7
Erkek
%56.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.5 (15)
9
%15.2 (5)
8
%18.2 (6)
7
%12.1 (4)
6
%3 (1)
5
%3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%3 (1)