• Elbet bir gün buluşacağız
    Bu böyle yarım kalmayacak.
  • Hayat varlığını, hareket, faaliyetten, şevk ve gayretle hissettirir. İnsanın mizacında daima hareket ve faaliyet vardır.
    Zihnen, fikren, bedenen yapılan say ü gayretler hayat boyu devam edip gider. İnsan fıtratı ve istidadı durgunluğu, yeknesaklığı, boşluğu ve tembelliği kabul etmez. Daima düzenli, prensipli, ölçülü faaliyetlerle iyiye, doğruya, kemale, başarıya yönelir. Sanatını incelikleri, eserlerinin güzellikleri, marifetindeki insicamı başkalarıyla elde ettiği sonuçları göstermek, sevinçleri paylaşmak, ister.

    Hayatın zorlukları, iş meşakkatleri, yokluk gibi engelleyici maniler, olumsuz şartlar, insanın mücadele azmini artırır, çözüm yolları arama kararlılığı ve enerjisi kazandırır. Başarılı insanların hayat hikâyelerinde zorlukları, imkânsızlıkları ve yoluna çıkan engelleri nasıl aştığı anlatılır. Bütün bunlar severek çalışma, başarma azmi, şevk ve heyecanla olumsuzlukları göğüslemekle gerçekleşmiştir.

    İnsan fıtratı yeknesaklığı, boşluğu ve tembelliği kabul etmez. Bütün organlarımız ve duygularımız adem, boşluk, atalet gibi görev yapmayı iptal eden olumsuzlukları reddeder. Ellerimiz bağlansa, gözümüz kapatılsa, bir mekânda kısıtlı kalsak, inancımız, hayallerimiz, fikirlerimiz yasaklansa ne kadar rahatsız oluruz. Bu duruma bütün hissiyatımız, kalbimiz ve ruhumuz feveran eder, karşı çıkar.

    Ulvi davalar, büyük idealler, kazanılmış zaferler zaman, mekân, imkân ve uygun şartlara münhasır kalmamıştır. Muvaffakiyetler ve muzafferiyetler, inançlı, azimli, gayretli, güçlü iradesi olan, aşk ve şevk dolu serdarların omuzlarında yükselmiştir. Allah’a (cc) imandan aldıkları güçle, ihlas, tevekkül ve teslimiyetle bütün zorlukların üstesinden gelmenin yolunu bulmuşlardır.

    Üstadın ve talebelerinin hayatı her türlü zorluklar, mahrumiyetler içinde iman Kur’an hizmetini yaparken devamlı şevk, gayretle faaliyet ve hareket halinde olmuşlar. İnşirah Suresi, 7-8. ayetlerde: “Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul ve yalnız Rabbine yönel.” emrine uygun çalışmalar yaptıklarını görüyoruz. Allah(cc) rızasına ve Resulüne (asm) yoluna adanmış bir ömür, son nefese kadar Allah’ın (cc) rızası ve iman ve Kur’ân hakikatleri uğrunda sarf etmekte olduğunu göstermişler.

    Bediüzzaman’ı zor şartlarda, imkânsızlık ve mahrumiyet, yokluk ve sıkıntı içinde en verimli hizmetlerde Rabbim ihsan ile istihdam etmiş. Ayet-ül Kübra, Otuzuncu Lem’a, Meyve Risalesi, El-Hüccetü’z-Zehra gibi en parlak vahdaniyet delilleri, en kuvvetli iman ve Kur’ân hakikatleri hapsin zor şartlarında telif edilmiştir.

    Bediüzzaman, 1943 yılında Denizli hapsinde, içine bir yatağın ancak sığabileceği kadar dar, rutubetli, havasız ve ışıksız bir hücreye konmuş. Talebeleri de idamlık mahkumlarla aynı koğuşa konarak onlar tarafından öldürülmeleri amaçlanmıştı. İdamlıkların reisi başta olmak üzere bütün mahkumlar ıslah olmuşlar. Nur talebelerine ve Bediüzzaman’ı hizmetkâr olmuşlar. Meyve Risalesiyle imanlarını kurtarmışlar. Mahkumlar idam olurken, iki rekat namaz kılıp kelime-i şehadet getirerek idam sehpasına çıkmışlar.

    Haksız yere, sadece inancı nedeniyle hapis musibetinde bulunan Nur Talebeleri, morallerini bozmadı şevk ve gayretleri eksilmedi. Çeşitli isnat ve iftiralarla suçladılar. Devletin yıllarca yaptığı araştırmalar sonucu talebelerde, risalelerde, mektuplarda, kitaplarda “hakikat-i imaniyeden ve Kur’ân’iyeden ve ahiretin tahkikinden ve saadet-i ebediyeye çalışmaktan başka bir şey bulamadılar.” Denizli davası beratla sonuçlandı.

    Üstad, o olumsuz şartlarda talebelerine “Gerçi yeriniz dardır, fakat kalbinizin genişliği o sıkıntıya aldırmaz.” diye ümit, şevk ve heyecan telkin ediyor. Muhtaçlara iman hakikatlerinin ulaştırılması planı, gayret, şevk ve heyecan telkin ediyordu. “Biliniz; en esaslı kuvvetimiz ve nokta-i istinadımız, tesanüttür…” gibi ölçüler ve tavsiyeler bulunmaktadır.

    Üstad, ne zaman sıkılsa, kalbine ve fikrine yorgunluk, usanç gelse Kur’ân’dan okuduğu ayetler; o sıkıntıyı, usancı ve yorgunluğu izale edermiş.

    “Nasıl ki mahlûkattaki faaliyet bir iştiha, bir iştiyak, bir lezzetten geliyor. Ve hattâ her bir faaliyette kat’iyen lezzet vardır. Belki her bir faaliyet bir nevi lezzettir.” (Yirmi Dördüncü Mektup)

    Risale-i Nur’un her bir satırı, Kur’ân’dan süzülmüş iman hakikatlerini, asrımızın insanlarının ihtiyacına sunar. Bediüzzaman’ın hayatından her bir sahne, nurlu Asr-ı Saadet’i hatırlatır.
  • ... Üstad Bediüzzaman: Sizin elinizden gelirse beni vicdanen tazib ediniz (azap çektiriniz).
    ... Ve illâ başka suretle azap, azap değil, benim için şandır.
    ... Vicdanım beni tazib etmediği için, musibetlerin tenevvüü (çeşitliliği), musikinin nağmelerinin tenevvüü gibi geliyor."
    Eski Said Eserleri
  • Uzun ince bir yoldayim
    Gidiyorum gündüz gece
    Bilmiyorum ne haldeyim
    Gidiyorum gündüz gece



    AŞIK VEYSEL 💙🎶🎵
  • 144 syf.
    ·2 günde·Beğendi·9/10
    Üstad Sezai Karakoç'un diğer eserleri gibi Kıyamet Aşısı'da geç kalmadan bir an önce mutlaka okunması gereken bir başyapıt. Keşke toplum olarak üstadın hayalini kurduğu profilde bir dünya görüşü ve perspektifine sahip olabilsek. Çok önemli... Hem bu dünya hem de ahiretimiz için...
  • 399 syf.
    ·1 günde·Beğendi·4/10
    Üstad Cemil Meriç vesayet düzenine eleştiri oklarını yöneltirken Bediüzzaman Said-i Nursi ve risale talebeleri hakkında da ilginç tespitlere yer veriyor Jurnal'de.

    İrdelemenizi tavsiye ederim.
  • 608 syf.
    ·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Üstad Necip Fazıl'dan mükemmel bir siyer. Kalın hacmine inat bir o kadar akıcı ve sürükleyici anlatımıyla peygamberimizin hayatını, asr-ı saadetin o büyüleyici tılsımını içinizde hissedebileceğiniz nadide bir eser.