Aşk-ı Ley’Lâ – II
Ley’Lâ… Ley’Lâ’sızlık baldıran olup çöktü yüreğime,
Ley’Lâ… Yıkıldı hayal köşküm; gönlüm viran, yüreğime hicran düştü,
Ley’Lâ… Sensiz yeryüzü âvâre, çöl kurak, üstâd biçâre,
Ley’Lâ… Çölde seni bekleyen bir damla yağmur da ben olsaydım…
Ley’Lâ… Zaman ayaklarımda tükendi; adım adım yollarında,
Ley’Lâ… Çaresizlik takviminden yalnızlığa günler saydım,
Ley’Lâ… Adım adım seninle, hep seninle yürüyen gölgen de ben olsaydım,
Ley’Lâ… Heybeme dokuduğun küçük bir nakış da ben olsaydım,
Ley’Lâ… Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım…
Ley’Lâ… Gönül Dağı yamaçlarında arasaydım ayaklarının izini,
Ley’Lâ… İzinin tozlu yollarına sürseydim yüzlerimi,
Ley’Lâ… O mücellâ çehreni bir kere olsun izleseydim,
Ley’Lâ… Seni bir kerecik olsun dünya gözüyle görmüş olsaydım,
Ley’Lâ… Senin için görülen bir düş de ben olsaydım…
Ley’Lâ… Suskunluğuma dönüştü buzdağına çarpan feryadım,
Ley’Lâ… Tereddüt, oymak oymak kemirdi gururumu,
Ley’Lâ… Seninle yıkasaydım acılar içindeki yüreğimi,
Ley’Lâ… Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım,
Ley’Lâ… Uğruna yüz görümlüğüne adanan bir baş da ben olsaydım…