·
Okunma
·
Beğeni
·
10,8bin
Gösterim
Adı:
Kafa Kağıdı
Baskı tarihi:
1984
Sayfa sayısı:
194
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758180339
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Baskılar:
Kafa Kağıdı
Kafa Kağıdı
Hayat hikâyesini bazı eserlerinde gereğince yazmış olduğunu, ancak asıl ruh hayatını, ruhunun kafa kâğıdını resimlendirmek istediğini dile getirirken, bu eseriyle geçmiş, özellikle çocukluk günlerinin perdesini bir daha aralar.
Kafa Kâğıdı, olayların dış tezahür çizgilerinden ziyâde, onları doğuran ruhî oluşları tesbite yönelik bir otobiyografidir.

Yarım kalmışlığı ile ayrı bir "hususiyet" kazanan eser, Ocak 1984'de Milliyet gazetesinde tefrika edilmiş ve daha sonra kitaplaşmıştır.
194 syf.
·11 günde·10/10 puan
Üstad'ın O ve Ben kitabına inceleme yazmadım diye üzülüyordum ama değer verdiğim birinden hediye edilen bu kıymetli eseri okurken iyi ki yazmamışım diye düşündüm çünkü şuan yazdığım inceleme ne "Kafa Kağıdı''nın incelemesi ne de" O ve Ben"'in. Çünkü incelemem kitaba değil yazara ait olucak bu sefer :)

Kreş öğretmenliği yapan bir arkadaşımla konuşurken, "yaramaz çocukları daha çok severim onlar çok daha farklılar" demiştim. Ve Necip Fazıl'ın çocukluğu beni benden aldı. Kimi yerinde kendi kendimi gülerken buldum. Kızkardeşi Şeyma için anlattığı elma hadisesi için de her iki kitapta da çok duygulandım. Babası ile olan ilişkisini şöyle paylaşayım. "Babamla ömrüm boyunca konuşmam toplasan bir gün kadar tutmaz." bu konuda ona benzediğim için mi, dönüş yapıp sonradan bu yola başkoyduğu meselesinde ona benzediğim için mi, düşüncelerinden sıyrılamama hastalığına misalle; 'kafasının içi bir cenk meydanı gibi' oluşunki benzerliğimizden dolayı mı seviyorum Üstad'ı bilmiyorum ama, sevilmeye layık, her eseri okunmaya değer bir yazar olarak görüyorum ve özellikle öneriyorum.

Bu eser Üstad'ın yarım kalmış eseridir. Üstad'ı tanımasına, sevmesine vesile olduğum bir arkadaş bana Necip Fazıl'ın hangi eseri yarım kalmıştı diye sordu bende bilmediğim için herhangi bir bilgim yok ama internetten bakayım dedim. Fakat öyle bir şey olduğunu göremedim. Eve gelince de kargo da bu kitabı görüp, kitabı bitirince de demek yarım kalan eseri bu kitapmış diye hayretler içinde kaldık ikimizde :) Çünkü biz konuştuk, ve karşımıza çıktı. O yüzden bana bu kitabı hediye eden kişiye tekrardan bu kitabı seçtiği için özellikle teşekkürlerimi iletiyorum. :)

Şu anda okuyan, okumayı düşünen herkese iyi okumalar dilerim.
194 syf.
·2 günde·1/10 puan
.

Dünya üzerinde herhangi bir insanın zekâsını tartışmak, ileriliği geriliği üzerinde fikir yürütmek bence ahmaklık göstergesidir. Hele bir insanın kendini çok zeki, etrafındakileri işe yaramaz, aptal, kendinden aşağı göstermesi, eleştirdiği insanları değil kendini alçaltan bir tutumdur. Yani, bence öyledir !

Kitabı bitirdikten sonra, “Keşke okumasaydım.” demiştim ama biraz düşününce “Yok yok okumam iyi oldu.” dedim. Necip Fazıl hakkında birileri bana, egoist kendini beğenmiş biri deseydi, “Hadi ordan sen de!” der, kâle almazdım. Kendi hayatını kendinden okudum ve kendisi hakkında gerçekten hayal kırıklığına uğradım diyebilirim.
Şimdi bazı arkadaşlarım, bu yorumuma muhalefet edip “O’nun egoistliği Allah içindir. Devrin şartlarından ötürüdür, kendine saldıranlara karşı direnç göstermedir.” diyebilir.
Peşinen belirtmeliyim ki, hiç de öyle düşünmüyorum. Necip Fazıl’ın sanatçılığı, zekası, yeteneği hakkında hiç kimseden eleştiri okumadım, duymadım diyebilirim.
İnsanız, elbet de sevdiğimiz sevmediğimiz, doğru bulup eğri bulduğumuz taraflar olacaktır, icabında eleştirecek yorumlayacağız ama hiç mi yetenekli insan yoktu? Herkesi bir küçümseme herkesi bir yetersiz görme ..
Nazım Hikmetof’tan tutun da Ziya Gökalp’e, Hamdullah Suphi’den tutun da Yahya Kemal’e .. herkes kötü, hiçbirinin edebiyatçılığı beş para etmez de bir sen mi iyisin?
Olmadı Üstat ! Kişi mütevazı olmalı.

Kendi nasıl zengin bir ailece, ne derece şımartılmış büyütüldüğünü zaten anlatmış. Gerçi hayat bu, herkes eşit şartlarda doğup büyüyemez ama bunun olumsuz etkisi maalesef üstünden gitmemiş.

Ayrıca kafamı kurcalayan bir konu daha var;

Çanakkale Savaşı sırasında bahriye okulunda öğrenciymiş, sağlıkla ilgili askerliğe mani hiçbir durum söz konusu değil, okul bitmeye yakın okuldan ilişiği kesilmiş,', sonra Erzurum’a dayısının yanına gelmiş, ardından İstanbul’a dönmüş. Yani bu süreç 17 – 18 – 20 li yaşlarına tekabül ediyor. Ülkede kurtuluş savaşı yılları, herkes canını dişine takmış canla başla mücadele ediyor. Bizimki sağda solda kendine gelecek kurma peşinde. Acaba niye cepheye katılmamış?
Kitap boyunca da Cumhuriyete, dönemin ileri gelenlerine giydirmeyi ihmal etmiyor. Vallahi babam da olsa kusura bakmasın, sen zengin deden sayesinde güvenli, gayet hoş konaklarda keyif çatarken, dayının yardımıyla Erzurum’dan Kars’a meyve satmaya giderken ben çekirge unundan yapılmış ekmek yiyerek Medine’de Peygamber Efendimiz’in kutsal emanetine sahip çıkmaya çalışıyorsam, o yoklukta imkânsızlıkta üç kıta yedi iklimde canımı sebil edip oluk oluk kanımı akıtıyorsam, fırtına dindiğinde, masaya oturulduğunda senin değil benim dediklerim olur.

Kitabı iyi ki okumuşum, bence siz de okuyun.

23.01.2020 23.00 Erciş

.
194 syf.
·14 günde·Beğendi·Puan vermedi
Selamun Aleyküm..
Bir kelime dükkanı gibi, her eserinde çuvalıma kelimeler doldurduğum Necip Fazıl'ım, onu hiç bir çocuk olarak kafamda canlandırmamıştım. Bazı insanlar tanıdığımız andan itibaren büyük, sanki hiç küçük olmamışlar, hayatın belirli evrelerini geçirmemişler gibi gelir. O isimlerden biri Fikir sancısını öğretenim, bugünkü ' Eren'in ilk öğretmeni. ( Okuldakiler kafamı valiz gibi ne buldularsa tepiştirip doldurmaktan öteye gidemediler.) Yine de Allah hepsinin yardımcısı olsun. Sisteme kızıp içindeki dişliden intikam almak peşine düşecek değiliz. Yine fazla uzattık, Zeze gardaşıma neden durmadan yazdığı sorulunca 'Duramadığım için yazıyorum' diyordu. Bizimki de o hesap...

Üstadımın sevdiğim yanı; arka kapağını okusak da okumasak konusu neymiş diye baksak araştırsak da okumaya başlayınca içindekilerin şaşırtabiliyor olmasıdır. Bunun yanı sıra bugün kendi çevreleri içerisinde altından tahtlara oturttuğumuz yazar ve fikir adamı konumunda mihenk taşı değerini verdiğimiz o taşların, çakıl olduğunu anlamamıza yardımcı olan tenkitleridir. Ki kendisi yeni rejimin doğum sancılarının ve doğum sırasının ve doğan çocuğun ilk 65 -70 yaşının gözleri gibidir. Okudukça seyir zevkine doyamıyor insan..

Eleştiri bekleyenler bilsinler ki hayatta liyakat esastır. Tırnağı olmak yeterliliğinde bulunmadığımız, göğüsledikleri zorlukları şuanki tırnağı kopan bir kızın veya arabası çizilen bir delikanlının isyan kafasıyla ' ANLAMANIN YANINDAN BILE GEÇEMEYECEĞIMIZ ' bir noktada bulunduğumuz insanlara ancak ve ancak eğer yolu Allah olmuş ise Allah razı olsun deriz değilse de Allah yardımcısı olsun der temenni bildiririz. ( Ahiret hesabı şüphesiz buradaki tüm acıların ve zorlukların ötesindedir bilir ve buna inanırız )

Allah'ın lûtfu ve yardımıyla ömrünün Hakkını hakka tutkunluğu ile vermeye ömrünce çalışmış Bir Külliyat sahibi Necip Fazılı doğduğu andan itibaren tanımak tanışmak isteyen ' KAFA KAĞIDINA baksın.

Okuyucusuna ibret,
Yazanına Rahmet,
Bize de İbretten hisse nasip ola... Âmin

Selamun aleyküm...
194 syf.
·2 günde
Necip Fazıl, 1982’nin Ağustos ayında eserini yazmaya başlar. Bu sırada 78 yaşındadır ve hayatının sonlarına da denk geldiğinden yarıda kalmış olur. Kitapta doğumu, çocukluğu, aile hayatı, toplum çizgisi, siyaseti ve edebiyat hayatını kısaca görmüş bulunuyoruz. Kısaca anlamak ve yarıda kaldığını göze almak koşuluyla Kısakürek'in hayatını bilmek ve eserlerini, kişiliğini anlamlandırmak isteyenler için bir kaynak olabilir.

Necip Fazıl'ın edebiyatını severim, zekasına da hayran olmamak elde değil ama egoistliği bazen beni sıkıyor ve bu kitapta da onu görmemek çok zor. Zekasının gayet farkında olan Necip Fazıl bunu söylemekten hiç geride kalmıyor. Şunu söylemek isterim ki hiçbir yazar ve eser eleştirilemez değildir. Görüyorum ki; üstadı eleştirmek bana kalmaz gibi sözlerle cümlelere başlayan olmuş, yapmayın. İçinizden geliyorsa ve içinize sinmeyen bir şeyler varsa bunu söylemekten geri kalmayın. Benim bu eserde eleştirmek istediğim bir şey yok ama bunu söylemeden edemedim. Küfre ve hakarete gitmeyen bütün haklı eleştiriler en çok da size katkı sağlar.

Son olarak Necip Fazıl’ın kendi sözleriyle bitirmek isterim incelemeyi:
‘Dünyaya gelişimden 78 yıl sonra bugünkü halime ait birkaç çizgiyle başlayarak kaleme aldığım bu eser, böylece (kronolojik) sırayı da bir an için ters-yüz ederken, bana, hal, mazi ve hatta istikbal arası elverişli bir tarassut noktası hizmetini görmekte…’
194 syf.
·Puan vermedi
Necip Fazıl'ın 1984 yılında yayımlanan, kafa kağıdı adını verdiği, kendi halet-i ruhiyesini bize aksettiren otobiyografi türünde yazılmış bir eserdir. Alfred De Vlngy'nin dediği gibi "Dilde söylenmesi ve yerinde kullanılması en güç olan kelime 'Ben' kelimesidir.". Üstad da hayatını anlatırken kendi benliğini kitaba satır satır işlemiş ve bu durumu başarılı bir şekilde ele almıştır. Zıt kutuplar arası en keskin ve mübalağalı grafikler çizen kişiliğini kitabın her bir bölümünde okuyucusuna hissettiriyor.
Okuyucusunu yormayan, yeri gelince güldüren, yeri gelince düşündüren bir eserdir.
Necip Fazıl Kısakürek'in hayatını merak edenlere tavsiye edeceğim güzel eserlerinden biridir.
194 syf.
·4/10 puan
Kafa Kâğıdı: 1984'te yayınlanmış otobiyografi tarzı bir romandır. Roman icatçı bir hayat taklididir. Olurların, olabilirlerin, olamazların, olması özlenenlerin, hatta olmuş olanların, mutlaka vakıalar zinciri içinde demeti, dizisi, sergisi roman...
194 syf.
·3 günde
OKUMA ZEVKİNİZİ KAÇIRACAK BİLGİ İÇERİR!!! :) :)
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Necip Fazıl edebiyatımızın Sultanu'ş Şuarası.
26 mayıs 1904 yılında doğmuş Maraşlı bir ailenin tek çocuğudur. 3-4 yaşında dedesinden okumayı öğrenmiştir. Dedesi tarafından çok sevilmiş ancak babası ile kendi tabiriyle "toplasam 1 güne sığacak kadar sohbetimiz olmuştur" cümlesinden de anlayacağımız gibi uzak bir hayat yaşamıştır. Kardeşi sema çok küçük yaşta ölmüş bunun üzerine annesi vereme yakalanmıştır. Bir zaman sonra babası ve annesi boşanmış kendisi annesiyle beraber dayılarıyla hayatını idame ettirmiştir. Zeki olmasının yanı sıra oldukçada haylaz bir çocukluk dönemi geçirmiştir. Bahriye mektebinde 4 yıl, Yahya kemal, Ahmet Hamdi gibi edebiyatçılardan eğitim almış aynı zamanda her ne kadar Nâzım Hikmet, iki üst sınıf, olsada aynı okulda okumuşlardır...
Ardından Felsefe okumaya karar vermiş Dar-ül Fünunda Ahmet Haşim, Yakup Kadri gibi kişilerle tanışma fırsatı bulmuştur.
17 yaşında ilk şiiri yayımlanmış.
Ardından da ilk şiir kitabı olan "Örümcek Ağı" yayımlanmıştır. Kitapta Necip Fazıl hemen hemen bu kısma kadar yazabilmiş vefatından 1 ay önce zarflayıp metinleri oğluna teslim etmiştir...
Necip Fazıl'ın kendisini hataları ve doğrusuyla ele aldığı en güzel ve bize bıraktığı kıymetli son eseri
Yarım ama tastamam bir eser...
Mekânı cennet olsun♡
(25 Mayıs 1983)
《Olayları kronolojik sıraya göre anlatmamakla beraber dedesinin babasının ölümü vs. gibi her ayrıntıya değinmedim. Okumak ve Necip Fazıl' ı tanımak isteyenlere önerir, iyi okumalar dilerim :)》
194 syf.
İnsanlar nasıl yazar olur daha doğrusu nasıl büyük bir yazar olur, 'Üstad' denilecek kadar..?
Peki hiç mi yazarların geçmişini merak etmediniz..?
Daha önce de söylediğim gibi biyografi sevenler buraya.. Necip Fazıl'ın kendi hayatını kaleme aldığı bu kitabı okuyup bir üstad nasıl yetişir onu öğrenin..=)

/muhabbet bakî
194 syf.
·6 günde
Necip Fazıl Kısakürek'in otobiyografi kitaplarından biri. Bu kitapta daha ziyade yaşadıklarını kronolojik olarak yazmakla birlikte bu dönemlerde ki olaylar içerisindeki ruh halini ve düşüncelerini yansıtmıştır. Kitap ömrünün son zamanlarına gelmesi nedeniyle malesef yarım kalmıştır. Necip Fazıl'ın hayatını merak edenler okuyabilir.
194 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Dolu dolu yaşanmış bir hayatın otobiyografisi.. yarım kalmamasını ve tamamlanmış halini görmek isterdik. Duygu seli yaşadığım bir eser belki sizlerde okumak istersiniz.
194 syf.
·5 günde·6/10 puan
Olurların,olabilirlerin,olamazların,olması özlenenlerin,hatta olmuş olanların,mutlaka (dinamik)vakialar zinciri içinde demeti,dizisi,sergisi roman.

Necip Fazıl dan okumus oldugum üçüncü kitap Kafa Kagidi. "Roman icatçı bir hayat taklididir." diye giris yaptigi bu cumle kitaba cokta yakişmıştır.Çünkü kitabımız yazarın yaşantısından kesitlerden bahsetmektedir.
Otobiyagrafik olan bu eserde yazarın ailesi ve okul donemi hakkında bilgiler ediniyoruz.O dönemin Istanbul'unu ve yaşam standartlarını tartarken yazar okurlarına kendisi ile ilgili pek çok ipucu vermektedir.
Kitapta geçen bir diyalog vardı.Buyukbabasi Hilmi Efendi Hazretleri!.. __"Benim saraydan gelme rutbemle degil,Maras'taki soyumuzla iftihar et."demistir. Bir Maraslı olarak okudugum bu guzel cumle ve yazarin anlatımıyla büyükbaba benımde sevdigim biri oldu.Gerci okurken goreceksiniz Necip Fazıl kendisini hep anne tarafına benzetmektedir ve babasının degil dayısının himayesi altında büyümüstür.
197 sayfalık bu kitabı bir oturusta bitirip Necip Fazıl 'a dair pek cok sey ogrenebilirsiniz.Meraklısına tavsiye ederim.
Eski Diyanet İşleri Başkanı Aksekili Hamdi, verdiği bir vazifeye cevabımı birkaç kere okumuş ve demişti ki:
– Sende istikbâlin beklediği İslâm düşünce adamından ışıklar görüyorum.
o türlü âşığım ki, her zerremin bir çekicilik mahrutu içinde ona doğru uçup gittiğini görüyor ve bende hiçbir cazibeye yer kalmadığını seziyorum.
Ve:
– Demek, diyorum; aşk buymuş...
O, derslerini bitirince mektebin kayıkhane kısmında bekleyen iki çifte futaya atlar ve karşıya Büyükada'ya geçer.
Nazım Hikmet'in annesi Büyükada'da oturuyor ve halkın kemiksiz dili bu ya, Yahya Kemâl ona sevdalı...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kafa Kağıdı
Baskı tarihi:
1984
Sayfa sayısı:
194
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758180339
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Baskılar:
Kafa Kağıdı
Kafa Kağıdı
Hayat hikâyesini bazı eserlerinde gereğince yazmış olduğunu, ancak asıl ruh hayatını, ruhunun kafa kâğıdını resimlendirmek istediğini dile getirirken, bu eseriyle geçmiş, özellikle çocukluk günlerinin perdesini bir daha aralar.
Kafa Kâğıdı, olayların dış tezahür çizgilerinden ziyâde, onları doğuran ruhî oluşları tesbite yönelik bir otobiyografidir.

Yarım kalmışlığı ile ayrı bir "hususiyet" kazanan eser, Ocak 1984'de Milliyet gazetesinde tefrika edilmiş ve daha sonra kitaplaşmıştır.

Kitabı okuyanlar 1.164 okur

  • Merve
  • Zehra Altıparmak
  • Salih Karakaş
  • Ceيlaن
  • Şeyma
  • Kalbin Sesi
  • Ayşenur Erdem
  • Meryem
  • Nurcan Madencioğlu
  • Aslı Karakoç

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%6.5
13-17 Yaş
%5.4
18-24 Yaş
%28
25-34 Yaş
%25.8
35-44 Yaş
%23.7
45-54 Yaş
%7.5
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.3
Erkek
%40.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40.9 (106)
9
%20.5 (53)
8
%12.7 (33)
7
%10.4 (27)
6
%5 (13)
5
%2.7 (7)
4
%1.5 (4)
3
%0.8 (2)
2
%0.4 (1)
1
%2.7 (7)