Adına “aşk” dediğimiz hikayenin bir başlangıcı var ve o başlangıç bedensel, görsel,ruhsal ve hatta toplumsal bir taraf taşıyor.
Kimse kimsenin derin yanlarını tanıyarak âşık olmuyor elbette.
Ancak birbirimizin kokusunu alıyoruz. İhtiyaç sahipleri birbirini buluyor.
Önce âşık oluyorlar, sonra birbirlerini tanıyorlar.
İnsanın kendi sesini, sözünü, gözünü, bakışını, ne düşündüğünü anlatma ve aktarma ihtiyacı var. Bazen bunun doğrulanmasına, bazen yanlışlanmasına ama her hâlükârda sağlamalara ihtiyacı vardır.
Baharı dışarıda arama; kış da sensin bahar da sen. İnsanlarla aranda mesafeler olsun ama kendine asla sırtını dönme. Köprü de sensin sana, duvar da sen. Gülümsemeyi eksik etme kendinden ve tüm pişmanlıklarınla barış. Huzur da sensin kendine verdiğin zarar da sen. Bu hayat senin. Cefa senin, sefası senin. Yol da sensin, yolcu da sen. Ve yaşadığın kadarsın.
Kimbilir belki yarın yok ama bugün varsın. Kendine vereceğin söz de senin, karar da senin.