Kapının önünde koşturan çocuklar için bakkaldan bir kutu çikolata alıp, apartmanın girişine usulca gidiyorum. Hemen arkamdan ‘‘Metin amca bizim çukulataları unuttun.’’ ‘‘Hergeleler sizi.’’ Akşam ezanı okunmaya başlıyor çocuklar çikolataları alıp kaldırıma diziliyor. Genç anneler pencereden bağırıyor. ‘‘Hadi içeri ezan okundu baban gelecek şimdi.’’ Cevap belli duyamadan apartman kapısı zindan kapısı gibi çarpıyor. İki katlı eski bir bina zor bulunan cinsten geniş ve ferah. Ama rutubetli. Kuşlara çıkmam gerek ama bir bardak daha rakı içesim geliyor. Koyuyorum masama bardağı ve şiirim geliyor.
GÜVERCİNLER UÇURUYORUM
Sağlığına içiyorum, mezem yine sessizlik,
Pencerem sokağın şarkılarını taşıyor,
Bir de ben küserken, hayatın gülüşlerini.
Kadeh kadeh acı yüklü vagonlar geçiyor,
Gidenleri sana, kalanları bana benzetiyorum.
Az ileride uçak piste konuyor,
Kavuşma hissiyle yanıp tutuşan çığırtkan tekerlekleri,
Acı içinde ses çıkartıyor.
Hayalimde dudaklarının sıcaklığı
Nefesinin bahar kokusu canlanıyor.
Pencerenin önünde öpüşen çifte dalıyor gözlerim,
Onları yadırgayan seslere aldırış etmeyen,
Cesur yüreklere, kadeh kaldırıyorum,
Şerefe.
Bu şehirde aşk,
Gürültü,
Hep gürültü sevgilim.
Adam akıllı düşmüyor aklıma çevirdiğim numaralar,
Hep bir meşgul tüm sevdiğim kadınlar.
Çatıdan güvercinler uçuruyorum,
Hepsi üzgün dönüyor semanın seyrinden,
Biri kayıp o da sana geliyor.
Ben mi?
Senin sağlığına içiyorum.