Serotonin

Öğlen vakti olunca Allah Resûlü; öğle ve ikindi namazlarını cem ve kası yaparak bize kıldırdı. Sonra secdeye kapandı. Dakikalar süren bir secde yaptı, o kadar uzadı ki secdesi ben biraz endişelendim; başımı, mübarek başına yaklaştırdım; ağlıyor ve bir şeyler söylüyordu. Biraz daha dikkat ettim, söylediği tek şeydi : ! أمني ! أمَّتِي Ümmeti Ümmeti!' Sonra kalktı ama yüzünde bir hüzün vardı. Biz, o hüzne hüzün eklememek için bir şey sormadık. Vakfeye durdu; dua dua yakardı. Yine dilinden düşürmediği kelime: 'Ümmetî! Ümmetî...' idi. Akşam vakti olunca namaz kılmadan Müzdelife'ye doğru yola çıkılacaktı. O anda Resûlullah (sas), Arafat'ta son duasını yaptı. Dua yine aynı şey içindi: 'Ümmeti! Ümmeti...'
Sayfa 156·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yavaşça yanına sokuldum ve başımı, O'nun mübarek başına doğru yaklaştırdım. Beni fark edince başını kaldırdı. Bir şey mi oldu ey Abdurrahman?' dedi. Ben: 'Hayır, ya Resûlullah! Secdeniz o kadar uzadı ki sizin hakkınızda endişe ettim.' dedim. Resûlullah tebessüm etti ve: 'Ey Abdurrahman! Ümmetim için Rabbimden niyazda bulundum. Sonra Cebrail bana geldi ve dedi ki: 'Ey Allah'ın Resûlü! Onlara müjdele ümmetinden kim sana salât ve selam getirirse o Allah'ın rahmet ve mağfiretine nail olur.' Ben de bu güzel müjde için şükür secdesi yapıyordum.' diye buyurdu. "
Sayfa 155·Kitabı okudu
O, yirmi üç yıllık risâleti boyunca ümmeti için ne doyasıya yedi, ne kanarcasına içti, ne rahatcasına yattı, uyudu.
Sayfa 154·Kitabı okudu
Efendimizin ümmeti ümmeti diye ağladığı dualar sonucunda
Cebrail diyordu ki: "Rabbimiz: 'Ey Resûlüm! Biz ümmetin hususunda Seni memnun edeceğiz ve Seni üzmeyeceğiz.' diye buyurdu." Efendimiz bu müjdeyi alınca mübarek yüzünde güller açmaya başlıyor, seviniyor, bir taraftan gözyaşlarını silerken öte taraftan Rabbine karşı şükürlerini beyan ediyordu.
Sayfa 152·Kitabı okudu
Efendimiz bizi nasıl severdi?
Ümmet dediğimizde; on üç yıl Mekke'de, on yıl Medine'de ne zaman bıçak kemiğe dayanmışsa Efendimiz'in ilk aklına gelen, dolayısıyla ilk diline gelen kelimeyi demiş oluruz. Ümmet dediğimizde, bir beşer olarak Efendimiz'in varacağı en son sınır olan Sidretü'l-Münteha'da bile cenneti, cehennemi, hesabı, haşrı görür görmez: "Ah Ah!" deyip inlediği kelimeyi demiş oluruz. Ümmet dediğimizde, sadık dostu Ebû Bekir (ra) ile birlikte Sevr'de düşmanlarının nefeslerini enselerinde hissederken ve zorlu bir yolculuk ile Yesrib'e doğru yürürken; Efendimiz'in (sas) aklından geçirip dilinden düşürmediği bir kelimeyi demiş oluruz. Ümmet dediğimizde, Efendimiz'in ilk ve tek haccı olan Veda Haccı'nda, Arafat'ta, Müzdelife'de, Mina'da dualarına en fazla kattığı kelimeyi demiş oluruz. Ümmet dediğimizde; ne zaman ve nerede dua ederse etsin, Efendimiz'in hiç dilinden düşürmediği kelimeyi demiş oluruz. Ümmet dediğimizde, Efendimiz'in (sas) vefatına günler kala, Allah'a yakarışlarının en fazla konusu olan kelimeyi demiş oluruz. Demek ki ümmet demek, âlemlere rahmet olarak gönde rilen Kutlu Elçinin nefesleri sayısınca inlediği/dillendirdiği bir kelimeyi hatırlamak demekmiş...
Sayfa 148·Kitabı okudu