Masallar biteviye " ... ve sonsuza dek mutlu yaşadılar ... " diye sonlanır. Mutluluğun sürdürülebilir bir hal olabileceği düşüncesinin kökeni bu kadar eskiye dayanır. O zamandan başlarız mutluluğu hedef belirlemeye.
Oysa ne hissettiklerimiz ne de düşüncelerimiz bizim elimizde.
Aklımızdan geçenler ve bedenimize yansımaları bizim suçumuz değil.
İnsan olmak böyle bir şey.
Bir yerlerden, çok eskilerden, büyüdüğümüz ortamdakilerin davranışlarından öğrendik bazı durumlarda kendimizi tehdit altında hissetmeyi, bazı insanların etrafında rahatsız olmayı, bazı meselelere çok kafa yormayı, başarı kotamızı çok yukarılara koymayı, bize bizim onlara baktığınız gibi bakmayacak insanları hayatımıza almayı, değersiz olduğumuza inanmayı ...
Kendimizle böylesine acımasızca konuşmayı.