Sir Philip Stoney diye bir adam diyor ki "Onurlu düşünce lerle yaşamını sürdüren hiç kimse yalnız değildir".
Emekten kac, sorumluluktan kaç ama bunun getirdiği sonuçlardan kaçamazsın.
İki elin yüzü kapatması, ya kızaran bir yüzü gizlemek ya biten bir duaya "amin" demek ya göz yaşlarını örtüp gizlice silmek ya da saklanmak içindir birilerinden.
İki elin kapatabileceği küçücük bir alanda olup biter her şey. Bütün planlar orada masaya yatırılır, bütün savaşlar orada yapılır, bütün barışlar orada imzalanır. Aşkların ipek yolu, kinlerin asma köprüsü, kibirlerin trapezi, kıskançlıkların vadisidir. Hem vitrin, hem mahzendir, hem perde, hem film. Hem okunaklıdır, hem kargacık burgacık. Ondan düşen bin parçadır, onu gören cennetlik. Birbirine çok benzer ve çok ayrıdır birbirinden. İki elin kapatabileceği küçük bir alanda yer alır, gözler, kaşlar, burun, ağız, yanaklar ve çene. Yerin, suyun, kumaşın, binanın, yastığın ve yorganın da yüzü vardır ama kızarmaz. İnsan yüzü, bütün yüzlerden kızarmasıyla ayrılır.