Şimdi de şu top hikayesini verelim. Hani Reşit Paşa, Cemal paşayla konuşurken, "Bize top da verin" dememiş miydi? İşte o hikaye. "Biz Emir İbnerreşit'e top da yollamıştık. Topun Kumandanı, Birinci Mülazım (Üsteğmen) Osman Beydi. Arap aşireti, Medayine doğru yürüyüş gösterdiği zaman, bir vadide ateşe uğradı. Bizimkiler 1000 kişi kadardı. Karşılarındakiler ise 30 kişi kadardı. Daha bizimkilerden birkaç kişi yaralanınca, bizimkilerin hepsi kaçmaya başladılar. Osman Bey'e de:
- Topunu bırak, kaç! Diyorlardı. Osman bey: - O benim namusumdur, ne diye kaçıyorsunuz diye bağırıyordu. Boş yere bağırdı ve çağırdı. Karşı taraf üstüne üşüşüp Türk çocuğunu parçaladılar..."
Silah, toplar, altın, erzak, hepsini hepsini verdik. Ve bunlardan bize, bir Türk çocuğunun isimsiz, nişansız mezarından başka bir şey kalmadı. Bu genç, topuna sarılmış olarak parçalandı. Osman 333 hazıranın (18 Haziran 1917) günü şehit oldu."
Bu tarih, Cemal Paşa'nın yukarıda verdiğim ve 60.000 altın isteyen telgrafının tarihinden bir gün sonradır. Zavallı Cemal paşa, demek ki bunlara altın yetiştirmek için çabalıyordu. Halbuki mesele bizim III. Kafkas Ordusu birliklerine hükümet, bütün harp boyunca tek bir altın bile göndermemişti.