Umut Çöpoğlu

Umut Çöpoğlu
@_Umutlubir_umut
Kuvva, bire kadar kırılmadıkça bu memlekette umut tükenmez. Kemal Tahir

Umut Çöpoğlu

, 2025 okuma hedefini güncelledi.
2025 OKUMA HEDEFİ
11/15 kitap - %73 tamamlandı
11 kitap okudu
15 kitap
3.418 sayfa
0 inceleme
27 alıntı
Reklam
Falih Rıfkı Atayın Zeytindağından Bir Alıntı
Şimdi de şu top hikayesini verelim. Hani Reşit Paşa, Cemal paşayla konuşurken, "Bize top da verin" dememiş miydi? İşte o hikaye. "Biz Emir İbnerreşit'e top da yollamıştık. Topun Kumandanı, Birinci Mülazım (Üsteğmen) Osman Beydi. Arap aşireti, Medayine doğru yürüyüş gösterdiği zaman, bir vadide ateşe uğradı. Bizimkiler 1000 kişi kadardı. Karşılarındakiler ise 30 kişi kadardı. Daha bizimkilerden birkaç kişi yaralanınca, bizimkilerin hepsi kaçmaya başladılar. Osman Bey'e de: - Topunu bırak, kaç! Diyorlardı. Osman bey: - O benim namusumdur, ne diye kaçıyorsunuz diye bağırıyordu. Boş yere bağırdı ve çağırdı. Karşı taraf üstüne üşüşüp Türk çocuğunu parçaladılar..." Silah, toplar, altın, erzak, hepsini hepsini verdik. Ve bunlardan bize, bir Türk çocuğunun isimsiz, nişansız mezarından başka bir şey kalmadı. Bu genç, topuna sarılmış olarak parçalandı. Osman 333 hazıranın (18 Haziran 1917) günü şehit oldu." Bu tarih, Cemal Paşa'nın yukarıda verdiğim ve 60.000 altın isteyen telgrafının tarihinden bir gün sonradır. Zavallı Cemal paşa, demek ki bunlara altın yetiştirmek için çabalıyordu. Halbuki mesele bizim III. Kafkas Ordusu birliklerine hükümet, bütün harp boyunca tek bir altın bile göndermemişti.
Sayfa 275 - Falih Rıfkı, Şehit Üsteğmen Osman.·Kitabı okudu
Yemen Yemen Şanlı Yemen Toprakları Kanlı Yemen
İstanbul, Arap çöllerine altın akıtırken. 3. Ordu birliklerine bütün harp boyunca tek bir altın lira bile gönderilmemişti... Arabistan Yarımadası'nın güneybatı ve kıyı bölgesine düşen Asir-Yemendeki birliklerle irtibat sağlanamıyordu. Bu birliklerin Aden cephesinde bile çarpıştığı biliniyordu. Yemen'de bilhassa son 60-70 yıldan beri çetin ama verimsiz çatışmalar içindeydik. Hele 2. Abdülhamit devri ile Meşrutiyetin ilk yıllarında Yemen, Anadolu gençliğinin mezarı olmuştu.
Sayfa 257·Kitabı okudu
Savaşta Medeniyeti Görmek ve Hissetmek
Bu halin, bu yoksulluğun her hareket ve yürüyüş safhasında ve tabii başta kumandanlar olmak üzere, tabii herkesi bir gerçekti. Yol bir hasretti. 1918 baharında bir gün 9. Tüken, Karadağ-Çardaklı boğazın doğusundan batısına intikal ediyordu. Bu arada Refahiye-Erzincan şosesinin üzerinden ve bir taraftan diğer tarafa geçecekti. Yani arada birkaç adım, adına şose denilen bu harp uzantısının üstünde yürüyecekti. Yol görünüp kenarına varılınca, bütün yürüyüş koluna bir karışıklık yayıldı. Hiç kimse ayağının değdiği bu bozuk düzen yolun üstünden ayrılmak istemiyordu. Hele atlı subayların, kıtalarını da bırakarak bu yol çizgisi üstünde, bir aşağı, bir yukarı at koşturduklarını hala, rüya gibi hatırlarım. Çünkü bunların hemen hepsi, o dağlık Doğu cephesinde, mesela iki yıldan beri yol parçası dahi görmemişlerdi. Bu dar ve harap şoşeye ulaşmak herkeste, dünyaya ve medeniyete kavuşmak gibi hisler uyandırmıştı
Sayfa 249 - Zabit Şevket Süreyya Aydemir·Kitabı okudu
Cihan Harbinde Osmanlı
Ama bu arada bazı tümenlerin de bazen ateş açmadan da eridikleri oluyordu. Mesela 1917'de Avrupa'nın ortasındaki Galiçyadan, Kafkas cephesinin gerisine Suşehrinin önlerindeki Ezbider-Ağvanis bölgesine nakledilen ve Avrupa'da teçhizatı tamamlanan 49. Tümen, burada denilebilir ki hiç savaşa girmeden, İspanyol nezlesi ve diğer hastalıklardan, denilebilir ki tümü ile eridi gitti. Bu tümenlerin artıklarından diğer birliklere dağıtanlar hiç denilebilecek kadar azdı. Kısacası yollarımız yoktu. Şoşe denilen çizgiler, orta çağ kervan yollarından farksızdı. Bunlar da seller, yağmurlarla her yıl bozuluyordu. Daimi bakım sistemi, memlekete girmemişti. Köprüler, menfezler dayanıksızdı. Bu durum Birinci Dünya Harbi'nde, karşımızda cephe tutan düşmanlar kadar yorucuydu.
Sayfa 249·Kitabı okudu
Reklam