En kalabalık caddede bile yalnız hisseder insan. En ışıklı ortamda bile karanlık..
Hiçbir kimse bilmez içimizdeki fırtınanın bizi sürüp götürdüğünü veya hırçın dalgaların bizi boğduğunu. Hayat bize vaat ettiği bahar değildi hiçbir zaman. Daha çok, her an ayağımızı kaydırdığı, yara almak için elinden geleni yapan bir psikopat gibiydi.
Her şeyin yolunda gitmesi gerektiği vakit, göğsümüzdeki o ağırlık hiçbir zaman hafiflemedi. Sanki sırtımızda kırık sözler yarım kalmış bir kalp, her nefes alışta daha da ağırlaşan bir yük taşıyoruz.
Kimi zaman aynaya baktığımızda, kendimizi bile tanımakta zorlanır olduk, yabancılaşıyorduk kendimize. O gözler taşıdığı yükün altında nasıl ayakta kaldığını bilmeyen ruhun aynası gibiydi.
İnsanlar, -zamanla geçer- derler. Oysa zaman, sadece acıyı biriktirir. O acı hiçbir zaman geçmez, sadece şekil değiştirir; kabuk bağlamayan bir yara olmaktan çıkar, ruhun derinliklerine kazınmış silinmez bir dövme haline gelir. Ve sen, o dövmeyi taşıyarak yaşamaya devam edersin. Çünkü hayat dediğin şey, düşmekten çok, düştükten sonra kalkmak zorunda kalmanın o dramatik ve yorucu tekrarından ibarettir. Ve biz, o kalkışın yorgunluğunu, neşe maskesi ardında saklayan sessiz savaşçılarız..
Sevmekten Vazgeçmeyin..
-UnderGround-