Kanaat edip bir şekilde kök saldığım toprak, başımda kime ait olduğunu bildiğim bir çatı, burası. Sebattan değil zayıflıktan, uçamamak yalnızca kırık kanat meselesi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çok büyük bir kavgadaydım
Tek kelimesini bile hatırlamıyorum ama
Tek kelimesi vardı zaten
Birkaç harfi eksik ama
Boğazım düğüm düğümdü
Göz yaşı nerden gelmiş göze bilmiyordum ama
Ağzımdan geri içeri doluyordu her bir damlası
Bu yüzden boğuluyordum
Bu yüzden boğazımız düğüm oluyordu kavgada
Ama benim boğazım düğüm bile değil artık
Boğazım dalga, boğazım okyanus
Boğazım boğuldu göz yaşında
Kurumaya bıraktım kendimi
Okyanusu çöle çevirir gibi
Kurudum sonra
Uyandım, rüyaymış.
Dünyanın varlığına inanmamak iyi geliyor
İnanmayı tercih ettiğim şeylerse toplasan iki metre arasında
Sadece bulunduğum yeri kaplıyor
Sadece bulunduğum yeri kapılıyorum ben de şu sıralar, ötesi yok
Ötem yok, dünya yok!
Varsa da şu iki adımdan ibaret
Biri sana gelmek diğeri de senden kaçmak için olan iki adım
Biri benim ad'ım diğeri ise silindi çoktan.
Annem kolumu sertçe tuttu, ağzını yanağıma yaklaştırıp fısıltıyla bağırdı,fısıltıyla bağırmak annelere mahsustu. Çünkü hem deli gibi bağırası gelmek hem de susmak zorunda olmak ne demek, bir tek anneler bilirdi.
Bağrımızdaki taş yontulmaya başladı galiba
Kış geldi diye üşüyor bağrımız
Taş duvarlarınsa bununla bir ilgisi yok
Hele ki, üstü tel örgüyle kaplı olan taş duvarların
Çünkü kışın da tel örgülerle ilgisi yok
Çünkü içerisi hep soğukken kış ne yapabilir ki tel örgünün ardına
Belki atılan voltalardaki adımlar hızlanır
Ama geçen zaman değişmez böylelikle
Çünkü aslında gidilen yolun geçen zamanla hiçbir ilgisi yok fizikte
Hepsi yalan dolan
Bastığımız taş bile düşüp gitti bağrımızdan