Kanaat edip bir şekilde kök saldığım toprak, başımda kime ait olduğunu bildiğim bir çatı, burası. Sebattan değil zayıflıktan, uçamamak yalnızca kırık kanat meselesi.
Annem kolumu sertçe tuttu, ağzını yanağıma yaklaştırıp fısıltıyla bağırdı,fısıltıyla bağırmak annelere mahsustu. Çünkü hem deli gibi bağırası gelmek hem de susmak zorunda olmak ne demek, bir tek anneler bilirdi.
"ya hayatlarının anlamını bulamayanlar?" diye söze girmişti kızılderili.
"onlar ne olacak?"
"onlar da göğüslerinde bir et parçasıyla canlı canlı çürüyecekler. Ve buna da yaşamak demeye devam edecekler!"