O erler ki, gönül fezasındalar,
Toprakta sürünme ezasındalar.
Yıldızları tesbih tesbih çeker de,
Namazda arka saf hizasındalar.
İçine nefs sızan ibadetlerin,
Birbiri ardınca kazasındalar.
Günü her dem dolup her dem başlayan,
Ezel senedinin imzasındalar.
Bir an yabancıya kaysa gözleri,
Bir ömür gözyaşı cezasındalar.
Her rengi silici aşk ötesi renk;
O rengin kavuran beyzasındalar.
Ne cennet tasası ve ne cehennem;
Sadece Allah’ın rızasındalar.
Necip Fazıl Kısakürek 1983
Ne mutlu sizlere ki, hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti; rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Hizmet, meşakkat bitti; ücret almaya gidiyorsunuz.
youtu.be/_wY_ANDImDw
Gerçek bir devrimci mi görmek istiyorsun?
İşte burada gerçek bir devrimci var;
Yalnız Ardıç.
Yüzyıldır burada tek başına zamana ve olaylara şahitlik eder.
Asla suçlamaz, yargılamaz, savunmaz.
Ama gölgesini de kimseden ve hiç bir şeyden esirgemez.
Bütün devinimi kendi içindedir.
Burada böyle tek başına ve dimdik durur.
Eşhedü der. Ben şahidim.
Yargıç değilim, savcı değilim, avukat değilim.
İşte bu gerçek bir duruştur.
Devrimci duruşu,
Müslüman duruşu,
insan duruşu.
Ben de gerçek bir devrimci görmek istedim.
Bu yalnız ardıca geldim.
Bunun böyle tek başına ve dimdik duruşu çok etkiledi beni.
Ben gerçek bir devrimci nasıl olur ondan öğrendim.
Onun gibi eşhedü demeyi öğrendim.
Eşhedü.
Ben şahidim.
Herkes duysun:
Yargıç değilim yargılamam,
Avukat değilim savunmam,
Savcı değilim suçlamam,
Herkes ve her şey duysun.
Kendime şahidim, zamana şahidim, sonsuzluğa şahidim.