YABANIN GÜNLÜĞÜ

YABANIN GÜNLÜĞÜ
Ne zaman ölürsem öleyim bu hayattan sana hasret ayrılacağım.
Kendimce okuyorum :)
Kendi dünyam.
İstanbul, 1975
96 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitaplar
Ulus devletlerin, dinlerin; sorgulanmayan, ezberlere dönüştürülen, zamanla gerçek gibi algılanan efsaneleri var. Hele günümüzde yalnızlaşan insanın kimlik bulma, kimlik pekiştirme yarışında; başkalarından farklı olduklarını, başkalarından üstün, güzel, kahraman, zeki, hatta herkesten çok ezilmiş, herkesten çok haksızlığa uğramış olduklarını kanıtlama çabalarında neler neler uyduruluyor, neler neler söylenebiliyor.
Alıntı
Reklam
Uzun diye okumadan geçmeyin,konu önemli bölmek istemedim.
Vatandaşları için katıksız, saf bir tarih yaratmak isteyen Cumhuriyet’le birlikte Osmanlı, Selçuklu ve İslam geçmişi tarihin çöplüğüne atılırken; başta Sümerler ve Hititler olmak üzere, Çin ve Hindistan’dan Avrupa’ya kadar yeryüzündeki tüm dil ve uygarlıkların kaynağı olarak Orta Asya Türkleri gösterilir. Çankaya’nın bu resmî görüşünü kanıtlasınlar diye devlet bursuyla Avrupa’da yetiştirilen tarihçiler, yurda dönünce sipariş üzerine tarih yazarlar. O yılların Ankara’sını Halil İnalcık şöyle anlatır: “Atatürk bu fakülteyi (DTCF), tarih tezinde ileri sürülen görüşleri ispatlamak için kurdu (...) Açılışta ilk dersi, hatırlıyorum, Afet Hanım (İnan) verdi. Eski Etnografya Müzesi’nin büyük salonundaki derste Atatürk hazır bulundu... Tezin esası şuydu: Orta Asya’da bir deniz vardı, kuraklık yoktu ve orada ilk medeniyet Türk ırkı tarafından kurulmuştu; orada kuraklık başlayınca Türkler dünyanın dört bir köşesine yayıldılar, gittikleri yere medeniyeti götürdüler... O dönem bir heyecan ve misyon dönemiydi. Ama zamanla aşırı görüşlerden sıyrıldım.” 1930’lu yıllarda Türkiye’de her okul çocuğunun, vatandaşın ezberleyip benimsediği bu tarih safsatası, bugün arşivlerde bir merak nesnesi olarak toz topluyor. Günümüzde tek bilinen, M.Ö. 4000 yıllarında Amu Derya Nehri havzasındaki kuraklık sonucu Gonur Tepe diye bilinen bir yörenin terk edilmesidir. Ama bu yutturmaca tarihi yazanlara hâlâ 2000’li yıllarda Türkiye’de çalışmalarından ötürü ödül veriliyordu.
Alıntı
Nazım Hikmet'in “Dörtnala gelip Uzak Asya’dan” diye başlayan mısrası, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî tarihinin özeti gibidir. Türklerin “Ata”sı Mustafa Kemal’in ulusuna benimsetmek istediği “Güneş Dil Teorisi” siparişini alan silbaştancı tarihçilerimiz, bir millet yaratabilmek için kimliğimizin adresini değiştirdi.
Alıntı
“Kızılay’a yapacağınız kurban bağış parasını, bir şişenin içine koyup denize bıraksanız, ihtiyaç sahibi birine ulaşma şansı daha yüksektir..” demiş Fuzuli 😎
1000Kitap