Peygamberler, faşistlerin ve kahramanlara tapanların ileri sürebileceği gibi ilahi kanunlara aykırı yeni kurallar yerleştirmeye kalkmamışlardır. Tam tersine, peygamberliğin verdiği güçle, ve olağanüstü yetenekleriyle toplumdaki ve tabiattaki ilahi sünneti görmüşler ve iradelerini bu sünnete uygun bir biçimde kullanarak görevlerini yerine getirmiş, hedeflerine ulaşmışlardır.
Bir ziraat mühendisi, bitkibilime, ne yeni kanunlar kabul ettirebilir, ne de var olan kanunlardan birini ortadan kaldırabilir. Tabiatta önceden var olan kanunlar, kendilerini ziraat mühendisine zorla kabul ettirirler. Ama o da, yeni bilimsel buluşlarla, bitkibilimin bu kaçınılmaz kanunlarını kendi amaçları doğrultusun da kullanmayı deneyebilir.
İslam, tarih ve toplumun temel ve şuurlu belirleyicisinin, Nietzsche'nin düşündüğü gibi seçkinler, Eflatun'un ileri sürdüğü gibi Aristokrasi, Carlyle ve Emerson'un inandığı gibi büyük insanlar, rahipler ve aydınlar değil, kitleler olduğunu savunan ilk toplumsal düşünce akımını başlatmıştır.