Hastalıkların büyük bir kısmı duyguların kendine ifade yolu bulamaması ve bilinç
bilinçaltı çatışmasından oluşur. Gerek psikolojik sorunlar, gerekse bedenimizde nükseden; kurdeşen, guatır, migren, ülser, kanser gibi birçok fiziksel bozukluk bu
ilişki deşifre edilerek iyileştirilebilir.
“Niye bunlar hep başıma geliyor?”
dediğin şeyler. Öğrenmeye karşı oluşturduğun dirençlerden
kaynaklanıyor. Hayat okulunda
sınıfını torpille geçemezsin.
Derslerine konu olan sorunlara
algılarını değiştirerek farklı bir
dikkatle tekrar vermelisin.
Mesela zayıflamak istiyorsun: Şunları şunları yemeyeceğim, şu kadar yiyeceğim gibi kararlar almışsın. Bilinçaltın yemekle sevgi, ilgi ve değer duygusunu ilişkilendirmişse; yani “Yemekle sevgi ihtiyacını karşıla!” yazılımını kullanıyorsa, kilo verme amaçlı kısıtlanmış
davranışlarını sabote edecek; “Bu anayasamıza aykırı,
seni korumam lazım!” diyerek bilinçli çabalarını işe
yaramaz hale getirecektir. Sonuç: Daha fazla acıkırsın, koku hassasiyetin artar, sinirli ve gergin olursun, yiyecekler rüyalarına girer… Ve sonra bilin bakalım bu çatışmayı kim kazanır?
Bilinçaltını bilgisayarımızın hard diskine benzetebiliriz.
Hard diske ne kaydedildiyse bilinç ekranına o yan-
sır. İnsan beyni “Ne ekersen onu biçersin” modeliyle çalışır. Yaşadıklarımız bir zamanlar bilinçaltımızın
kaydına girmiş düşünce, inanç ve duygularımızın yansımasıdır. Neden kaçındığımız sorunları tekrar tekrar
yaşarız? Çünkü beynin bilinçli kısmı tekrarlanan hataların farkında olsa da, bilinçaltı bu hataları “Tutarlılık”
adına sürdürür.
Bilinçli zihin “Neden? Niçin?” gibi sorularla bilgiye ulaşırken, bilinçaltı gelen verileri sorgulamaz, eleştirmez. Bu nedenle telkin veya hayal kurma yoluyla gelen verileri kolayca kabul eder.