Hayatımızda hayal kırıklığı ve başarısızlık olabileceğini kabul ederek yola çıktığımızda, başarı bize daha derin bir tatmin sağlar. Mutluluğun bir anlamı olması için mutsuzluğun da olması gerek.
Aşkla yanarak kendimizi fark eder, ruhumuzun derinliklerine olta atarız. Çile çekerek anlarız. Aşk, insana bir melek kanadının değip geçişinden başka nedir ki zaten?
Tanrı her sokakta karşımıza çıkar. Bilinmek ister. Yaralarımızdan içeri girer. Ve insan Tanrı kendisiyle konuşsun ister. Ve O bizimle konuşur. İçimiz O'nu almayacak kadar başka şeylerle dolduğunda O'nu duyamaz oluruz. Yaralarımızla avunmayı unutup onlardan şikayete başladığımızda...
Oysa aldığımız yaralar bizi insan kılar. Acıyla büyürüz. Bilincin o uzun yolculuğunda Tanrı'ya kâh sitem eder, kâh O'na teslimiyetle kendimizden geçeriz. O yaralarımızdan içeri sızar ve bizi onarır. Rüzgarı yüzümüzde, güneşi elimizde hissederiz.