Emre

Emre
@__Emre__
28 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Batı'nın başka ülkeler halkına uygulamış olduğu 'gücü gücüne yeten' şeklindeki dağ kanununu, Batı'ya benzemek hevesiyle biz kendi halkımıza uygulamışızdır: Şehrin gücü köye yetmiştir, Batı'nınki Doğu'ya, ağanınki küçük köylüye ve her alanda eklenen yeni halkalarla bu zincir uzayıp gitmiştir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Türkiye'de burjuvazi, sanayiciliği uzun süre ikinci sınıf iş kabul etmiştir. Öncelik, girişim gerektirmeyen ve kolay para kazandırtan konut yapımı, arsa spekülasyonlarındadır. Parasını inşaata bağlayan sermayedar, bunun kaybolmayacağından emindir. Yaptığı binayı ya da aldığı arsayı ne zaman satarsa, yaptırdığından çok fazlası eline mutlaka geçecektir. Dolayısıyla işin ne tehlikesi, ne ince hesabı, ne de yorucu çalışması vardır.
Sayfa 385·Kitabı okudu
Montaj Sanayisi
Sanayileşme çabası ithalatı yeterince azaltmamıştır. Yeterince azalmak bir yana, bağımlılığı büsbütün arttırmıştır. Zira çeşitli alanlardaki sanayi yaratıcı olmaktan çok montajcıdır. Memleketin hammaddesini ya da dışarının ucuz hammaddesini alıp onu işleyen sıhhatli bir sanayi değil, Avrupa'nın zaten işlenmiş parçalarını alıp birbirine ekleyen israfçı bir sanayi kurulmuştur. Bu sanayi, Avrupa'nın mamul parçalarına, ithalata muhtaçtır.
27 Mayıs ve 1961 Anayasası
27 Mayıs, amacının çok ilerisindeki oluşumlara yol açmış bir devrimdir. Değişik şartların bir araya gelmesi sonucunda 27 Mayıs sadece rejim meseleleriyle uğraşmamış, ekonomik ve sosyal yenilikler getirmiş ve bu alanda girişilecek mücadelelere elverişli bir anayasayı hazırlayıp görevini tamamlamıştır. 27 Mayıs ekibi ya da Milli Birlik Komitesi, kendi yapısı gereği,halkın sıkıntılarını bilmektedir. MBK üyelerinin hemen hepsi geçim darlığı çekmiş ailelerin çocuğudur. Ayrıca, bu komitenin herhangi bir tüccar-eşraf kuruluşu ile maddi bağı, özel teşebbüste maddi çıkarı yoktur. MBK, memlekete faydalı bir şeyler yapmak amacındadır. Nitekim MBK, iktidar mevkiinin sağladığı imkânlarla ve geniş perspektiflerle Türkiye'ye baktığında, çözümlenmesi gereken çok başka sorunların varlığını görmüştür. MBK'nin 'toprak reformu', 'grev hakkı', 'vergi kaçakçılığı' gibi işin başlangıcında pek düşünmediği konulara eğilmesinde, kendi sosyal yapısının, Ankara'nın elverişli kültür ortamının ve ekonomik anlamda ilerici olan aydınların etkisi büyüktür. Örneğin, Kurucu Meclis'te yeni anayasa tartışılırken Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin düzenlediği sürekli seminerlerin en sadık dinleyicisi MBK üyeleri olmuştur. İstanbul ve Ankara'nın hazırladığı anayasa taslakları arasındaki çekişmeyi daha 'sosyal' olanı kazanmış; bürokrat tanımının ötesinde bir 'ilericilik' olduğunu görebilen aydınlar meclis komisyonuna seçilmiş; 1961 Anayasası'nı hazırlamışlardır: Prof. Turan Güneş, Prof. T. Z. Tunaya, Prof. E. Z. Karal, Prof. Bahri Savcı, Prof. Muammer Aksoy, Doç, Mümtaz Soysal, Doğan Avcıoğlu gibi. Aynı şekilde, Kurucu Meclis'in daha çok gazeteci ve öğretmen üyeleri de (Ö. S. Coşar, İlhami Soysal vb.) 27 Mayıs'ın kalıcı etkisi olan 1961 Anayasası'nın sosyal bir nitelik almasına hizmet
Yabancı Parası
DP iktidarı, CHP'nin son yıllarında temelleri atılan siyasal bağımlılığı geliştirmesi ve ekonomik bağımlılığı yaratmasıyla geri kalmışlık tarihindeki yerini almaktadır. Az gelişmiş burjuvaziye dayanarak kalkınma çabası eşraf-tüccar ikilisini yabancı devletlere yöneltmiştir. Güçsüz ekonomiyi harekete geçirmek için yabancının parası, zayıf iktidarı her çeşit garantiye almak (ve ekonomik yardımı sağlama bağlamak) için yabancının vesayeti aranmıştır. Lozan Konferansı'nda Türk delegasyonuna "Boşuna direnmeyin, nasıl olsa bize muhtaç düşeceksiniz, kapımızı çalacaksınız," mealinde sözler söyleyen Lord Curzon'un kehaneti, yıllar sonra doğru çıkmaktadır.