Emre

Emre
@__Emre__
28 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Tarih boyunca Batılaşma hareketleri hem yoksulluğun artmasına ya da devamına yol açmış, hem de eski düzenden,şeriattan uzaklaşma anlamı taşımıştır. DP, ekonomik nedenlere dayanan bu olguyu ustaca kullanmış, dinsel eğilimlere, dolayısıyla büyük kitlelerce iyiye gereğinde taviz vererek politikasını rahatça uygulamıştır, Görüntülerde halka yakın düşmek, esasta halkı istismarı, hem de halkın desteğiyle halkı istismarı mümkün kılmıştır.
Reklam
Eskinin aşırı sevimsizliği ve ülkedeki ekonomik potansiyelin büyüklüğü, elverişli bir uluslararası ortamın imkânlarıyla birleşince, DP'nin en küçük bir olumlu hareketi bile halka nimet gibi gelecektir. DP'nin yaptığıyla yapabilmesi mümkün olanı kıyaslayamayan halk, tabiatıyla, yapılanla eskiden yapılmış olanı kıyaslamış ve DP'yi desteklemeye devam etmiştir.
DP hareketinin başarısındaki tarihsel etken, temeldeki bozukluğun dolaylı bir sonucu olarak, Batılaşmaya karşı mevcut tepkinin DP muhalefetinde somutlaşmasıdır. CHP'nin geleneksel talihsizliği, halkın gözünde Batılaşma ile özdeşleşmiş olmasıdır. Dolayısıyla, halk tepkisinin değişmez hedefi CHP'dir. Çünkü Batılı yaşam biçimini o savunmaktadır, şeriattan o uzaklaşmıştır, vb. Temeldeki bozukluktan ötürü halk yoksulluğunu Batılaşmanın görüntüsünden bilmekte, bu görüntüyü ise CHP ve bürokratlar temsil etmektedir.
Sayfa 320·Kitabı okudu
Soyut İlericilik ve Gericilik
Batılaşmanın asıl fonksiyonunun hâkim zümreleri güçlendirmek olduğunu daha önce belirtmiştik. Dolayısıyla halk kitleleri kendi yoksulluklarını Batılaşmanın dış görüntülerinden bilmişlerdir. Ekonomik mekanizmasını sezemedikleri bir oluşumun yalnızca belirtisini, hukukunu, giyimini, 'medeni' yaşayış tarzını suçlamış; Batı şekillerine bürünenlerle onu savunur durumdaki zümrelere, özellikle bürokratlara düşman olmuşlardır. Bu gelişme, 'ilericilik-gericilik' diye suni ve temelsiz bir ikiliğin doğmasına, gerçek sömürü nedenlerinin ve sınıf çıkarlarının halktan gizlenebilmesine, dolayısıyla, düzenın hâkim zümrelerin gönlunce korunmasına yol açmıştır. Bu karmaşık ortamda eşraf, 'Batılı düşman karşısında halkla aynı safta gözükmektedir. Halka, çelişkinin dinli ile dinsiz arasında olduğunu, dinden uzaklaşmanın sonucunda yoksulluğun geldiğini telkin etmektedir. Az gelişmiş burjuvaların da özellikle demokrasi döneminde ustalıkla kullanacakları bu suni zıtlaşma, halkın sınıfsal çelişmeleri görmesine, tepki göstermesine karşı büyük bir engeli uzun bir süre yaratacaktır. Aslında Batılaşmayı ve Batı'nın özü olan mülkiyet düzenini savunan kişiler, halkın ekonomik ilişkiyi görmemesinden yararlanarak, onun Batılaşmanın yüzeysel belirtilerine karşı olan kinini uyanık tutarken öte yandan Batılaşmanın ekonomik düzenini uygulayacaklardır. Batılaşmanın, geriliğin alt edilmesini zorlaştıran başka bir fonksiyonu daha olmuştur. Batı'nın yenileşmeyle, medeniyetle eş anlamda tutulması, nice namuslu Osmanlı ve Türk aydınının 'Garplılaşmayı' savunmasına yol açmıştır. Batı'nın insani gözüken iç ilişkileri, nezaketi, kültürünün inceliği karşısında düşünürlerimizin gözü kamaşmıştır. Aydınlar, özellikle düşünce özgürlüğüne ve hoşgörüşüne hayran oldukları Batı'yı savunurken, ister istemez, Batı
Batı kültürünün oluşumu ve harcı Türk-İslam kültüründen çok değişiktir. Her iki kültür ve etkiledikleri toplumlar bambaşka tarihsel, ekonomik, dinsel koşullar içinde gelişmiştir. Bu nedenle, bize aktarılan Batı kurumları, kendi memleketlerinde sağladıkları ilerlemeyi bizde gerçekleştirmemişlerdir. Bilakis, aslında burjuvazinin çıkarınca meydana getirilmiş olduklarından, Türkiye'de ters sonuçlara yol açmışlardır. Çünkü bu kurumların Batı'daki uygulanmalarından yararlanan 'ilerici' ve 'bağımsız' nitelikteki burjuvaziyken, bizdeki uygulamadan yararlanan 'geri kalmış, bir yanıyla bürokrasiyle ve derebeylikle bağlantılı, öteki yanıyla dışarıya 'bağımlı burjuvazi olmuştur.
Sayfa 295·Kitabı okudu
Reklam