Cigdem

BU KENTE GELİRSEN MUTLAKA UĞRA Olurda bu kente gelirsen mutlaka uğra Gel otur yoksul yanıma Başını dizime koy Saçlarını okşuyayım Çekinmesin gözlerin benden Sana zararım dokunmaz Halen beni tanıdığınım Hiç değişmedim Bu kente gelirsen mutlaka uğra Kulağım duymaz olmuş Yinede sen Şarkılar söyle bana Sesine hasretim Ölümle aynı beşikte bedenim Ellerinle salla Ölümüm senin elinden olsunBu kente gelirsen mutlaka uğra Gelemesen de Akşam vakti balkondan el salla Varlığınla yetineyim Gelmedin diye geceler düşman kesilir bana Yakamdan tuttu azrail Ha öldüm ha öleceğim GitmeGidersen Sokaklar pusu kurur Kudurur asfaltlı caddelerBu kente gelirsen mutlaka uğra
Reklam
Anne Ne Yaptın? Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı? Sanki karnında fazla yaramazlık mı ettim? Senden istemiyordum ne tacı ne sarayı Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim. Bir kere doğurdunsa sonra niçin büyüttün? Kundakta beşikte de bir zahmetim mi vardı? Koynundan niçin attın yavrunu bütün bütün. Bilmiyor muydun ki o yalnızlıktan korkardı? Sütünden tatlı mıdır anne sanki bu hayat? Bana sorsana anne yaşamak bir hüner mi? El aç yalvar gündüze geceye boyun uzat Bu uğurda bir ömür çürütmeye değer mi? Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim Anne istemiyordum ne tacı ne sarayı Anne karnında fazla yaramazlık mı ettim? Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı? Cahit Sıtkı Tarancı
Virane olmuş kalbime ne yaptın ? Bak! Divane aşkım ne yaptın ? Alışkanlığın ipeğinde rahat uyuyordum Kelebek gibi kanadıma ne yaptın ? Gözünün kadehinden daha içmeden sarhoş oldum Meyhanem sarhoş oldu ne yaptın ? Omzuma yaslanmaya değmez miydim? Omuzlarımın hasretine ne yaptın ? Beni yordun kendin de yorgun gittin Sefere çıkan! Sen evime ne yaptın? Gözyaşlarının yağmurundan evim ıslandı Yuvamın çatısına ne yaptın?
Çiçekler yanlarından kimin geçtiğine göre açıp kapanmazlar
Efsaneye göre, çingene bir kadın sevdiği adam ile evlenebilmek için bir gece Ay'a yakarır. Ay, kadının bu dileğini gerçekleştirmek için bir şart koşar: Doğacak ilk çocuğu kendisine vermesini ister. Kadın da yalnız kalma korkusuyla bu isteği kabul eder. Kadın ile adam evlenirler ve bir çocukları olur. Ancak çocuk tarçın renginde bir ten ve koyu renk gözlerle değil, ay gibi beyaz bir tenle doğar. Adam öfkelenir ve kadının onu aldattığını düşünerek kadına bıçakla saldırır, onu öldürür. Çocuğu da ormana götürür ve terk eder. Derler ki, Ay ne zaman dolunay şeklinde ise çocuk mutludur. Eğer çocuk ağlıyorsa, Ay ona beşik olabilmek ve sakinleştirmek için hilal şeklini alır.
Reklam