Mert

Hem insanoğullarının elini de hiç mi hiç sevmiyordu zaten. Oldum bittim kuşku duymuştu ellerden. Gerçi bu eller ara sıra et atardı önüne, ama çoğu zaman dayak atar, acı verirdi. Kaçınılması gereken tehlikeli şeylerdi eller. Taşları onlar fırlatır, sopa ve kamçıları onlar savurur, yumruk ve tokatları onlar patlatırdı.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Mağaranın eşiğine oturup dünyayı seyre koyuldu. Ödü patlıyordu korkudan. Çünkü bilip tanımadığı şeylerdi bunlar ve bilinmeyen her şey onun düşmanıydı.
Avıyla mağaraya girdiği zaman dişi kurt önce erkeğinin getirdiği yiyeceğe şöyle bir 'baktı, sonra dönüp ensesini yalayarak hoşnutluğunu belirtti. Ama bir an sonra hırlayarak mağaradan kovdu onu.
Her iki hayvan da sabırla bekliyordu ve ikisi de yaşama sıkı sıkıya bağlıydı. İşin asıl garip yanı, yaşamın bu hayvanlardan biri için karşısındakini yemek, öbürü için ise yem olmamak anlamına gelmesiydi.
Ne dövüşler geçmişti başından, neyi nasıl yapacağını şimdi çok iyi biliyordu artık.