"İstikamet, rüzgarın estiği yöne göre yön değiştiren bir pusula değil; fırtınalar kopsa da adaletin ve doğruluğun safında elif gibi dimdik durabilme cesaretidir."
Biblioterapi Esnaf Evli
Kalabalıkların içinde yalnız kalmak, yanlış bir kalabalığın içinde kaybolmaktan çok daha evladır.
Ahlak aslında hayatımızın tamamını kuşatması gereken bir şeydir ki, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem den bunu öğreniyoruz. Kur'an'ın ahlaki ilkelerinden bunu öğreniyoruz. Yıllar yılı verilen Risalet mücadelesinin oluşturduğu o güzel toplumun yansımalarından bunu öğreniyoruz.
Muhammed Emin Yıldırım
Üzülerek bir şeyi söyleyelim, birçok kavramda anlam daralması yapmışız, tahrif etmişiz kavramları, kavramların etki alanlarını daraltmışız öyle olunca da istenilen oranda etkisini ortaya koymama adına bir durum çıkmış ortaya Ahlak kavramı da böyle.
Ahlak kavramını mesela biz iffete indirgemişiz. İffet kavramının sadece kadınla alâkadar olduğunun zannına kapılmışız. Kadının İffeti meselesi konuşulmaya başlandığı zaman da sadece başörtüsünü konuşmaya başlamışız Öyle olunca da ne yazık ki ahlakın hayatımıza oluşturması gereken etkiden mahrum kalmışız.
Muhammed Emin Yıldırım
Gerçek manada eğer din ve dindarlık varsa Ahlaktan bağımsız ya da ahlaka ait şeylerin eksik olması mümkün değil. Çünkü ahlak dinle kemâle eren bir şey, eğer bir yerde din varsa dine ait değerler varsa zaten dinin dünyaya yansıyan en önemli özelliği ahlaki anlamda bazı şeylerin ortaya çıkmasıdır.
Muhammed Emin Yıldırım
"Rabbena atina fiddünya haseneh, ve fil âhireti haseneh, vakina azabennar." "Allah'ım bizlere dünyanın da iyiliğini ver, ahiretin de iyiliğini ver ve bizi azaba karşı, o cehennem azabına karşı koru."
İşte budur ölçü, yapmamız gereken de bu. Dolayısıyla biz dünyayı elbette ciddiye almak durumundayız. İşlerimiz neyse; öğrencilik ise esnaflık ise amirlik ise memurluk ise ne olursa olsun, o işlerimiz her ne ise o işlerimizi ciddiyetle yapmamız gerekir. MÜSLÜMAN ADAM İŞİNİ GÜZEL BİR BİÇİMDE YAPAN ADAMDIR.
Çünkü biz Allah Resûlü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle bir nebevi hakikat duyduk: "Allah bir Müminin, bir Müslüman'ın ıtkan üzere işini yapmasından hoşlanır."
Itkan üzere yapması ne demektir? Ciddiye alması demektir. İŞİNİN HAKKINI VERMESİ demektir. Hakkını verilecek iş, ciddiye alınacak iş, bize bu noktada başka sorumluluklar yükleyecektir.
Dolayısıyla biz Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz'in eğer bize gösterdiği o yolun işaret taşlarına bağlı olarak bazı şeyleri yerine getireceksek DÜNYA SEVGİSİNİ KALBİMİZE, HIRSINI HAYATIMIZA İNTİKAL ETTİRMEDEN ne yapıyorsak yaptığımız her işin hakkını verme adına gayret içerisinde olacağız ki bu imar faaliyetinde olması gereken o güzellik ortaya çıkmış olsun.
Muhammed Emin Yıldırım
yüreklerimize o sevginin düşmemesi noktasındaki bazı nebevi uyarıları ne yazık ki biz yanlış anladık.Sanki FAKİRLİK BU ÜMMETİN KADERİYMİŞ gibi anladık.Sanki fakirlik matah bir şeymiş gibi anladık."Dünyadan ne kadar el-etek çekersek o kadar Allah'a yakınlaşabiliriz." gibi bir yanlışla anladık.
Ama biz zahitliği Hz. Ali'den öğrendiğimizde DÜNYA AVUÇLARININ İÇERİSİNDE OLMASINA RAĞMEN DÜNYAYA MEYLETMEMEK olduğuna dair bir tarifle öğrendik.Aslında medeniyetimizin temelinde olması gereken bu.
Muhammed Emin Yıldırım