Maviden kaçıyorum, siyahtan, kırmızıdan
Belki tarih gizemde, lâcivert isyandadır
Usanmışım sözümü mahkûm eden yazıdan
Beni yakan kıvılcım senin coğrafyandadır
Hâlâ papatya kokar hâtıralarda yüzüm
Tellerini özleyen kırık bir saza döndüm
Yokluğunda bilmem ki neden böyle öksüzüm
Çokluğun ortasında beliren aza döndüm
Nice haykırsam da kan duymuyor çığlığımı
Sessiz bir aşk rüzgârı şimdi ruhumdan esen
Bıraktım bir kenara kahrı, isyanı, gamı
Ne kadar güzelsiniz Üsküdar, deniz ve sen
Arama mevsimlerin esrarını âhında
Bitsin artık aldanış, bu hüsran ve bu nazar
Öldür kelimelerin feryadını ruhunda
Suskunluğun sarayı ya kalbindir, ya mezar
Avuçlarında ömrün, yürü yalnız başına
Bu hayal âleminde ne tekilsin, ne çoğul
Doğar doğmaz mı girdin bu sevda savaşına
Sana hakikatini gösteren rüyayı bul
Gördüğün her rüyayı sana zehir edenler
Mağrur ama çaresiz birer devran oldular
Ruhunu bir başına bırakıp da gidenler
Kendi rüyalarında şimdi vîran oldular