Bunca yıkılmış dağlar üstüne
Kalbimin kanını bulaştırdı gözlerin
Oysa kaç güvercin havalanmıştı içimden
Konarak pervazlarına gülüşlerinin
Acımasız yürüyüşlerinin mevzilerinde
Dayanmıştım
Ağlamamıştım saatlerce parçalanan düşlerime
Ta ki sevgilim
Kızaran bir gök bulutu gibi
Ölümü
Bir yıldırımla düşürdüğün âna değin
Topraklarıma
Artık ilgilenmiyorum seninle
Demiştin de hayat başaklar gibi
Tutuşup yanmıştı avuçlarımda
Şimdi bir cümleden ibaret dünya
Ben ancak bir tarih kitabı kadar
İlgileniyorum seninle
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çağır bütün gezginlerini yeryüzünün
Bulabilecekler mi yüzünün gizemli
Toprağında papatyaları, kardelenleri
Yer altı sularını, nehirleri, gölleri
Çıkarabilecekler mi gözlerinden, gözlerin
Sonsuzluğa dönüştürürken denizleri
Çağır bütün şairlerini yeryüzünün
Konuştursunlar ardın sıra kelimeleri
Heceleri kanatsınlar bir mumun alevinde
Kim bilir, belki bir gün çıkar da birileri
Beni bir dizesinde öldürür sultan gibi
Bütün şiirlerinde çoğaltır seni
Hayran bıraktım arıları bu yüzden
Konup konup kalkıyorlar kirpiklerine
Hayran bıraktım yolları, yürüyüşüne
Serviyi duruşuna, mehtabı gülüşüne
Hayran bıraktım endamına çiçekleri
Gülü kokuna, yağmuru nefesine
Bülbülleri hayran bıraktım sesine
Adını bir anıt gibi diktim meczuplar ülkesine
Sana doğru akıttım tutuşan nehirleri
Bugün anlamasalar da gözlerinden
Yazmaya kalkar bir gün yeniden
Bana imrendiği için o ülkenin
Hattatları, nakkaşları, şairleri
Çağırsan da bütün âşıklarını yeryüzünün
Taşıyabilirler mi o ateşten, o mağrur
Güneşin görmediği, rüzgârın bilmediği
Bir dünyanın mavi, beyaz ve sessiz
Irmaklarla süslü, yollarla sarhoş
Kıtasını arıyorum çaresiz
Acıyla dalgalanan sularda
Özlemi çoğaltan bir gemidir yüreğim
Nasıl da irkiliyor geminin tayfaları
Kaptan iyice yorgun, iyice alabora
Haydi dostlar, demir almalı şimdi
Yelken açmalı yepyeni bir hayata
Hep bir ağızdan haykırmalı sevenler
Terra incognita, terra incognita
Güneş bir defa doğar; akşam nedir bilmeyiz
Biz yorgun nefeslerin adamları değiliz
Kaypak serüvenlerin, küçük efsanelerin
Her ırmağı en derin yerinden bir defa geçeriz
Nereye yürüdüysem bakışın, duruşun, sesin
Anladım; söndürmeliyim tutuşan yüreğimi
Kendimi yakmış olurum yakarsam bu şehri
Çünkü sen her şeyinle bendesin