"yokluğunda bembeyaz olsa da her telim, git
yollarından ayrılır bu dünyada yolum, git
ben değilim, bendeki özündür terkettiğin
sensiz kaldığım ânda, sen de öldün gülüm, git"
"senin olsun ufuklar, uzaktaki o bahar
dünyanın bensiz kalan her şeyi senin olsun
çektiğin fotoğrafım evde mahzenin olsun
bensizliğimle tüket en güzel yıllarını
bensizliğim doldursun bir ömür kollarını
saâdet sanıyorsun dünyada bensizliği
oysa ben hep firavun bilmişim sensizliği
götür avuçlarında hayatımı gülüm, git
kalsın bana ayrılık sehpasında ölüm, git"
unutmak, yıldızların ciğerine saplanan
bir lâle yaprağına gömmektir sevgiliyi
unutmak, bir kaktüsün küllerinde ansızın
alevli bir tapınak eylemektir sevgiyi
unutmak, semendere zehir sunmaktır, gülüm
taş dolu yüreklerin lügatinde bulursun
unutmak, sessizliğe yine kanmaktır, gülüm
unutulursa şair, sen de unutulursun
bir dağın bir kuyuya tohum ektiği yerde
balığın yüzgecinden irin döktüğü yerde
kralın, kölelerin emrinde yürüdüğü
geminin bir köpükte okyanus aradığı
ay’ın arzı terkedip gökte durduğu ânda
serseri bir kurşunun ay’ı vurduğu ânda
başını ellerinin arasına al ve dur
işte o lahza gülüm, bu can seni unutur
unutmak, bir saatin kırılan camlarında
zamanı çürüterek öldürmektir sevgiyi
unutmak, bayramlığı giydirilen çocuğun
aldatılan göğsünde vurmaktır sevgiliyi
unutmak, bir ülkenin tozlu kaldırımlarında
taşlara boğdurmaktır yağız atlı yiğidi
unutmak, susturmaktır yolların ayrımında
şairlere can veren muhteşem bir ağıdı
unutmak, koparmaktır çiçekleri dalından
sisli bir yalnızlığın ekseninde bulursun
unutmak, ayırmaktır arıları balından
unutulursa şair, sen de unutulursun