"hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin
uzanır da gönlüme Rüveyda
derinden bir ok saplanır bağrıma
beynimi çağıran bir sese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru"
"adını söylemek istemiyorum
her hecesi amansız bir kor dudaklarımda
her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım
zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım
adını söylemek istemiyorum
Rüveyda dediğim zaman
anla ki, senin için yürüyor kelimeler
çığlığımın atardamarlarından
hangi yıldızdır bilmem, gözlerin
kayar da üzerime Rüveyda
önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime
sonra açılır önümde ıstırab vadileri
silik renkleriyle adımlarıma
çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir
hayalin bittiği menfeze doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru"
"aldatılan taşların bile kanar yüreği
kırılır bir geminin en muhteşem direği
yüzüne maske takar aldatılan uçurum
pıhtılaşır okyanus, ölür sahil, ağlar kum
aldatılan kuşların yarılır göğsü birden
aldatılan mum erir, olsa bile demirden
yitirdik yaramıza merhem olan ilacı
bir gülün bir âşığı aldatması ne acı"
"hani kuşun rüyası, fakirin ekmeğiydi
uzağında olanlar kandan elbise giydi
bir umudun kalmıştı elimde; aldın onu
başıma tâc eyledin bir ömür yokluğunu"