• Fırtına önceki sessizliktir bu susuş aslında. İçinde kopan fırtınaların, içten bağırıp çağırmaların, kırıp dökmelerin sessizliğe bürünmüş halidir bu durum.
• Tıka basa yorulmuştur artık. Ufak da olsa bir sevgi kırıntısına tutunma ümidi, birçok şeyi görmezden gelme çabası, "Belki…" diye ümit ettiği her şey yormuştur.
• Umudunu yitirmiştir. Farkına varmıştır bazı gerçeklerin geç de olsa, uğruna Savaş verdiği şeylerin beyhude bir çabadan ibaret olduğunu anlamıştır.
• Bir sürü cümle kurmuştur ama çoğu zaman duvara konuşmuştur. Yine de karşı taraftan tepki almamıştır. Çünkü durum Mevlana'nın da bahsettiği gibi: "Ne kadar bilirsen bil söylediğin karşındakinin anlayabildiği kadardır." Belki de anlamak istediği kadardır.
• İnancı kalmamıştır. Kırgınlıkları umursamamış, ilişkisinin iyiye gideceğine dair iyimser fikirleri katrana bulanmıştır.
• Belki de yaşananları düşünüyordur. Son bir fedâkarlık için çabalıyor, son bir kez çıkar yol arıyordur.
• Paramparça olmasına rağmen yine de sevdiğine, sevgisine, yaptığı fedâkarlıklara kıyamıyordur.
• Vazgeçmiştir. Dönüşü olmayan bir yola girmiştir artık. O yüzden sarf edecek tek kelimesi bile yoktur.
• Terk edecektir. Bir kadın gidiyorsa içindeki tüm ateş küllenmiş demektir. Kal desen de kalmayacaktır, kalsa bile ruhu seninle olmayacaktır.