ara ara “gerçek islam bu değil!” muhabbeti döndüğünde ısrarla ifade etmeye çalıştığım ama pek de kimseye anlatamadığım ifadelerin hepsinin muazzam bir şekilde ifade edildiği bir ali şeriati kitabı. kitap boyunca yapılan her saptamanın doğruluğu beni benden alırken, benim gibi düşünüp bunu kaleme alan birinin olduğu düşüncesi de ekstra mutlu etti. tabii ali şeriatinin genel anlamda kabul görmeyen bir fikir adamı olduğu gerçeğini düşünürsek, bu ifadelerin sevindirici yanı da sükuta uğramıyor değil.
kitap ali şeriati’nin konferansındaki bir konuşmasından derlendiği için, elinize çayınızı kahvenizi alıp bir solukta okumalık bir tadı var. gayet sade bir dil, ama ihtiva bakımından da gayet derin ve geniş.
kitapta birçok mevzu aydınlatılırken, asıl üzerinde durulan konu, islama bir veba gibi bulaşan hastalıklı fikir ve inançlar silsilesi oluyor. ve şeriati bu bağlamda dini şirk dini, uyuşturucu din ve hak din olarak sınıflandırıyor. şirk dininin temelinin ise, bir grup insanı zenginleştiren, diğerlerini ise fakir bırakan ekonomik anlayışla bağdaştırıyor. ve bu ekonomik sistemin var olabilmek ve varlığını sürdürebilmek için dine ihtiyaç duyduğunun altını çiziyor. şirk dini varlığını statükoyu muhafaza ederek yerine getiren bir inanç olup, bunu iki şekilde garantilediğini söylüyor.
1-insanlara, egemen güç ve aileler sayısınca tanrı inancını aşılayarak.
2-kendine mensup olan egemen sınıfa, alt tabakadaki insanlara karşı imtiyazlar sağlamak ve bu imtiyazları tarih boyunca muhafaza ederek.
ve kral marx’ın “din afyondur.” sözünü doğrulayarak, bunun şirk dininin bir sonucu ya da başka bir deyişle ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade edip şunları ekliyor:
“din karşıtlarının da söylediği gibi, şirk dininin ana unsurları, cehalet, korku, ayrımcılık, sermayedarlık ve bir sınıfın