Doğunun manevi zenginliği ile Batının maddiyatı arasında köprü kurabilecek bizden daha münasip bir kavim yoktur. Perişan bir aşağılık duygusu içinde, haçlı seferi kafalı Avrupa'ya yalvarıp duracağımıza, Asyalı tarafımızdan kıvanç duyan, tarihi manevi zenginliklerimizle, maddiyatı en iyi becerilerle insanı ezmek, sömürmek için değil insanın yükselmesi, saadet, kardeşlik ve huzura kavuşması için kullanılan bir millet olmalıyız. Yüzyıllar boyunca alabildiğimiz gibi.
Şimdi 2000'de yeni bir döneme gireceğiz. Şu anda ise binlerce yıllık Türk ve Türkçe tarihinin en can alıcı dönüm noktasında bulunuyoruz: Ya Türkçe dolayısıyla Türk kimliği yok olacak, buralardaki insanlar onun bunun kölesi kavimlere dönüşecek, ya da her bıçak kemiğe dayandığında olduğu gibi bu millet dış kaynaklı saçma sapan bölünmeleri, ayrı-gayrılıkları bir kenara bırakacak. Türkçe'sine tümüyle can simidi gibi sarılacak, ona sahip çıkacak, kim olduğunu, nasıl bir Türkiye, nasıl bir dünya istediğine karar verecek, sinsi iç ve dış düşmanlarla mücadele edecek.
...ve eminim galip çıkacak...
İsrail eskiden beri, gene değişik yazısı olmasına rağmen, yazılımı İbranice yapıyor. Unutmayalım ki, konuşulmayan bir dil olan İbranice, İsrail kurulunca ortak bir benlik hissini kuvvetlendirmek için diriltildi. Bugün bütün İsrail'in konuştuğu dil oldu. Okullarındaki fen olsun, ilahiyat olsun dersler de tabiki İbranice. Zaten her haysiyetli ülkenin eğitim dili kendi resmi dilidir.