Biz, çoğumuz ağacından ham koparılmış bir elma, bir portakal gibiyiz. Şekli karar bulmuş, fakat içine tam lezzet gelmemiş bir elma, bir portakal. Halbuki elimizde tutup evirip çevirdiğimiz bu portakal ve elmadan asıl mesleği aksut olan, lezzet değil midir?
O lezzet ki elle tutulmaz, gözle görülmez. İşte insandaki hakiki mana da, portakaldaki çeşni gibi çok, pek çok gizli. Fakat onu elde etmek, onu bulmak lazım.
geçende şehri ziyarete gelen bir arkeologla görüştüm. Bana uzun uzadıya koleksiyonlarından bahsetti. Ne tuhaf... insanlar bir kırık testiyi, bir taş parçasını, tarih, sanat ve estetik kıymetleri için asırdan asıra intikal ettiriyorlar ve bu sanat eserlerinin karşısında zevkten dilleri tutuluyor da, ruhun, mananın dokuduğu şaheserlere dudak büküyorlar
Öyle ise eserden, eser sahibine yükseliniz ve sevginiz cismin güzelliğine takılı olacağına, ruhun güzelliğine bağlansın. Ruhu, sevgisine sebep olana, yani düşünce ve arzusunun üstün gayesi olan Hüsn-i Mutlak'a birleştirmek için aşk ve irfan lazımdır. İşte aklı tatmin edecek bütün ilimlerin asıl şümul(içine alma) ve ihâta(etraflı bir şekilde kavrama,anlama)dairesi bundadır.