Aşk mıdır ki, can-ü dil mülkünü yağma eyleyen
Aşk mıdır sinem içre gelip de cân eyleyen
Sevgilinin gönül varlığını yağma eyleyen aşk mıdır? Sonrasında cansız göğsüm içinde, gelişi ile bana tekrar can veren aşk mıdır?
[Kanuni Sultan Süleyman]
Kitabın ilk sayfalarını çevirdiğimde Beşir Ayvazoğlu’nun sevgi ve aşkla ilgili minnak, bir kaç sayfalık yazısı karşıladı beni. Mevlana'nın aşk sözlerinden, aşk ile ilgili beyitler ve hadislerden örnek verilmiş. Güzel bir aşk yolculuğuna çıkacağımı daha kitabı okumadan hissettim.
Sâmiha hoca, bu aşk romanını bildiğiniz normal aşk romanı olarak değil de, daha çok edebî duygularla kaleme almış.
Kitabın baş karakteri Cemil, evliliğinden daha derin, daha anlamlı şeyler bekler. Aslında her şey güzeldir, mutludur insan ama içinde yine de tamamlanmayan bir boşluk vardır ya, heh tam da öyle bir karakter Cemil. Belki de bu boşluğu yaşayan anlar sadece.
Su, suya uzaktan aktıkça, tatlı ve devamlı bir şırıltı duyulur; fakat birleştikleri zaman ne ses kalır nede sadâ...Gerçi ben de bir taraftan dolan bir taraftan boşalan bir havuz gibi, sonsuz bir alıp vermenin şekvâsına mahkumum. Fakat ne sızıldanış, ne velvele ne bir feryadımı duyan var; zira suyum, oluk gibi, çeşme gibi uzak ve ayrı bir yerden akmıyor, kendimden kendi içimden kaynıyor. Bu yüzdendir ki sesimi duyan yok.
Syf 154
Sâmiha hoca, Cemil'in hissettiği duygu hallerini öyle hoş bir şekilde anlatmış ki, naif, şiirsel anlamlı bir sohbetin içine dalıyorsun gibi hissettiriyor. Özellikle kitabı okurken bazı satırları tatlı bir tebessümle okudum, böyle anlamlı naif sözler okurken, insanın damağında şeker tadı bıraktırıyor Sâmiha hoca. Örneğin Cemil karısına hitabında şöyle der:
__Ne olur bana yardım et de, ceylân gözlerindeki mülâyim, uysal mânâdan, safvet ve temizliğinden