Yaşayan Ölü

Sâmiha Ayverdi
Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 17 dk.
Sayfa Sayısı:
222
Basım Tarihi:
2009
Yayınevi:
Kubbealtı Neşriyatı
ISBN:
9789757663164
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·222 syf.·
2025 21. kitabı
Gitsem, onlara gitsem ve desem ki: Bana gerçeklik zevki veren ulular! Ben de sizin gibi oldum. Öldüm. Fakat zehri şeker gibi yutmak değil, şekerden seçmeden yutmak gerekmiş. Zira insan, değil acı ve tatlı kaydından, hatta sırasında aşkından bile geçmedikçe ölmüş olmuyor. Ölmeden önce yaşamak ise can çekişmekten başka bir şey değil.. İşte ben de onun için öldüm; her zerresinden hayat taşan, her nefese bin can satın alan bir Çelebi gibi, artık ben de yaşayan bir ölüyüm! Manevî arayış içerisindeki insanın, beşerlikten hakikî insanlığa giden yolda yaşadığı büyük dönüşümü anlatan Yaşayan Ölü, sufî yazar Samiha Ayverdi'nin kaleminden çıkmış dikkate değer bir tasavvufî romandır. Yazar, 8'i roman olmak üzere birbirinden değerli 40 eseri Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatına kazandırmıştır. Roman, İstanbul'un sosyal ve ekonomik yönden üst düzey ailelerinden birine mensup genç bir kız olan Leyla'nın hikayesini anlatmaktadır. Leyla, menfaat, hırs ve yalanlarla dolu çevresinden kaçarak daha sakin ve huzurlu bir yaşam sürme umuduyla Konya'ya taşınır. Burada tanıştığı sufî hattat Gerçek Çelebi ve torunu Ayşe vesilesi ile büyük bir psikolojik dönüşüm sürecine girer. Bir nevi ruhsal büyüme ve kemale erme yolcuğu olan bu süreç, derin bir varoluş sancısıyla başlamış ve zorlu sınavlar karşısında iradesinin hakkını vererek kendi özündeki iyiyi, doğruyu ve güzeli keşfetmesiyle yani kendini bulmasıyla neticelenmiştir. Leyla'nın bu süreçteki en büyük sınavı ise hayatında ilk kez tattığı gerçek aşk duygusu olmuştur. Samiha Ayverdi, kahramanın kemâle erme yolculuğu esnasında yaşadığı savrulmaları son derece etkileyici psikolojik tahlillerle gözler önüne serer. Bu tahliller, Leyla'nın iç dünyasını olduğu gibi yansıtmakla kalmaz, okuyucunun da kendisini
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009625 okunma
Kitap daha çok okunsun diye amme hizmeti
10/10
·222 syf.·
2019 113. kitabı
Yazarın okuduğum ilk kitabı. İki arkadaşın mektuplaşmasıyla başlıyor kitap. Kitabı okumaya başlar başlamaz şahane bir dil ve düşünce dünyası ile karşılaşıyorsunuz. Yazar dili muhteşem kullanıyor ve bir nevi kelimeleri dans ettiriyor diyebiliriz. Tasavvuf büyüklerinden, filozoflardan, fikir adamlarından yapılan alıntılar da çok yerinde ve karakterlerin düşüncelerini destekleyici olmuş. Romana işlenmiş olan cismani ve ruhani aşkın ustaca kurgusu da hayatınızda birçok şeyi sorgulamaya itebilir. İnsanın, ahsen-i takvim yaratılışından sonra esfel-i sâfilîn'e olan yolculuğu çok güzel ortaya konmuş. Doyuramadığımız, sanırım asla doyuramayacağımız arzu ve isteklerimizin esareti altında yaşayışımıza karakterler üzerinden güzel atıflarda bulunmuş yazarımız. Tasavvufi romanların olmazsa olmazı olan nefisle mücadele, hırs, kibir ve kıskançlık temaları bu hikayede de kendilerine önemli bir yer buluyorlar. Kitapta anlamakta zorlanacağımız birçok kelime olsa da sayfanın altındaki dipnotlarda anlamlarının verilmiş olması okuyanı sürekli sözlük aramaktan kurtarmak adına çok faydalı olmuş. Çok okunanlara bakınca gördüğümüz birçok kötü kitap yerine birkaç nesil geriye gidip eski yazarlarımızın düşünce dünyalarına dalmak; yaşayışları, hayata bakışları, dünyayı anlamlandırma çabalarını görmek kendi dünyamızı şekillendirmek için çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009625 okunma
9/10
·222 syf.··
2017 78. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2017 15:00
Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez deriz hep. Bu sözü pek çok kez duymuş, çoğu zaman da kulak ardı etmişizdir belki. Halbuki klasikleşmesinin yanında her yönden bir o kadar da doğru bir ifadedir. Kültür temelli bakılırsa geçmişte yaşamış münevverlerin, fikir işçilerinin, mütefekkirlerin zihin dünyasına misafir olmadan, eserlerini okumadan, idrak etmeden kültürel anlamda mesafe katedemeyeceğimiz büyük bir gerçek. İster katılalım ister kabul etmeyelim, bu fikirlerin her biri bize yön verecek birer pusuladır. Sâmiha Ayverdi de Osmanlı'nın son dönemlerinde yaşamış, derin bir kültür birikimine sahip, şeceresini soranlara "Bir ceddim yeniçeri, bir ceddim Macar ellerinde yatan Gül Baba'dır" diyen kıymetli bir mütefekkirdir. Ayverdi'nin kitaplarındaki derinliği analiz edebilmek için onun yaşam dünyasına muhakkak göz atmak gerekir. Zîra yaşadığı ev dönemin seçkin aydın ve sanatkârlarının uğrak yeri olmuştur. Yazar da bu ilmi sohbetlerden fazlasıyla ilham almış, pek çok soruna değinerek ardında kıymetli eserler bırakmıştır. Yaşayan Ölü de bu eserlerden sadece biridir. İbrahim Efendi Konağı, İnsan ve Şeytan eserleriyle tanımıştım Ayverdi'yi. İlk okuma tecrübemde ilmi mânâda bir nebze de olsa susuzluğumun gideceğini düşünürken yazarın fikirlerine ne denli susamış olduğum gerçeğiyle yüzleştim. Her kitabında ayrı bir derinlik, apayrı bir fikir ordusu karşılıyor insanı. Yaşayan Ölü de bu yönden beni yanıltmadı. Leyla ve Seniye isimli iki dostun mektuplaşmalarını içeren roman, tasavvufi temelde nefis denen olgunun insanlara neler yaptırdığını/yaptırabileceğini gözler önüne seriyor. Her birimiz dünyada bulunduğumuz süre boyunca nefsimizle mücadele halindeyken kâh tökezleyip mücadeleyi kaybediyoruz, kâh dik bir duruş sergileyerek kâmil insan olma yolunda mertebe katediyoruz.
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009625 okunma
Dostluklar ve Aşk
Puan vermedi·215 syf.·
2022 38. kitabı
halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti İsmet Özel * Çocuklukları birlikte geçenlere daima imrenmişimdir. Komşu dairedeki akranıyla birlikte büyüyen, ileride aynı okula beraberce giden, aynı sınıfta eğitim alan, birinin çözemediği müşkülü diğerinin hallettiği, yeri gelince yanlışını uyardığı, yeri gelince hakkını hunharca savunduğu, kimi zaman yaramazlıklarının acısını beraber yiyen, kimi zaman birinin muziplikleriyle işin içinden kaytaran, bazen kavgalı, bazen ağlamaklı ama daima beraber geçen o tatlı ve sıcak çocukluklar… İmrenişim, böylesine bir arkadaşı madden yakınımda bulamamaklıktandır. Sahi bu, bulmak meselesinden ziyade nasip işidir. Evet, madden diyorum. Dostlarım benden daima madden uzak olmuşlardır. En yakın ilkokul arkadaşımla aramızda değil sokak üç beş mahalle vardı. Lisedekilerse Anadolu yakasında oturduklarından okula vapurla gelirlerdi ve ben bir otobüs arkadaşından dahi beri idim. Üniversitede tanıştığım ve dertlerimi paylaştığım, beraber yolları arşınladığımız o ulvi insansa koca başkentin diğer ucundaki semtinde meskundu. Şimdi çalışıyorum ve iş yerindeki samimi arkadaşımsa koca şehrin bir kıyısında, ben diğer kıyısında. Uzak kalmak, boğazımdaki ukdedir. * Leyla ve Seniye bu imrendiğim halin madden ve manen beraber yetiştirdiği, büyüttüğü iki ebedi dost. Binlerce kere kapatıp açtıkları komşu köşkün kapısında daima birbirlerini bulmuşlar. Fakat kader bu ya, bir vakit ayrı düşmüşler. Seniye evlenmiş, Leyla ise öğretmen olarak atanmış ve nedendir bilinmez birbirlerini epey bir vakit sormamışlar. Lakin dostluk ateşi yılların esintisine boyun eğip sönecek bir alaz değil. Leyla daha fazla bu sıcağa dayanamayıp ilk mektubu yollayınca olaylar gelişmeye başlıyor. Seniye’nin evli olduğu Ekmel Bey gönül eri, aşk adamı. Hayata ulvi bir aşk ile
İnsan ve Duygular
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009625 okunma
7/10
·222 syf.··
2024 20. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2024 18:51
Kitap çok naif yazım dili çok güzel fakat yaz mevsimi olmasından mı, yoksa benim hayatımın çok fırtınalı bir döneminde olduğundan mı bilemedim ama maalesef sonlarına doğru devam edemedim. Elimde 1 aydır süründü kitap. Böyle olunca kitap da okumamış oluyorum ve sabırlı olamayıp kitabı yarıda bıraktım:(
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009625 okunma
10/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2019 02:28
Şiir gibi akıp giden sayfalarda Çelebi'nin sözü kalıyor aklınızda: " emeline karşı ecelin gülüyor, tedbirine karşı takdirin gülüyor." İki dostun derdinde muhakkak siz de kendinize uygun bir sayfa yakalayacaksınız. Ahhh Seniye'ciğim!.. Ve ahh minel aşk!..
Edebiyat
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009625 okunma
10/10
·222 syf.·
2021 3. kitabı
Her ân bir suâle muhatap olduğumuz bu fâni dünya hayatında tek gâyemiz, insan olabilmek değilse nedir? Birçokları kendini doğuştan insan addetmekle öyle olduğunu zannetse de, beşeriyet kabuğunu kırmadıkça ona Hz. İnsan denemez. Nedir hazret-i insân, yani kâmil insan, derya gibi olandır.. Ona ulaşan damla derya olur, ona dökülse bir kova kirli su temizlenir. O insan ki, renklerden beyaz gibidir. Her rengi içinde barındıran, leke kabul etmez masumiyet.. Böyle bir insan olabilirsek, işte o zaman bilmekten olmak mertebesine ulaşmış, hayret makamına oturmuş oluruz. Kul olmanın zevkine erenlerden oluruz.. Bu insanın en büyük vasıflarından biri tevazu sahibi olmasıdır. Tevazu süsüyle süslenmiş, görkemli varlık.. Şu beyite kulak verelim; Mazhar-ı feyz olamaz düşmeyicek hâke nebat Mütevâzı olanı rahmet-i Rahman büyütür. O beşikte sallanmaktır niyazımız.. Kalplerimiz aşkın ateşinde yanmadıkça, ham gönüllerimiz pişmedikçe de, olmak makamından uzağız. Aklıma Yunus'un "Aşk gelicek, cümle eksikler biter." dizesi geliyor. Demek bu elbise aşk yamasıyla tamam oluyordu.. Sevmek gerekti ama candan içerû... İşte Hz. İnsan budur dostlar.. Yaşayan bir ölü.. Tekrar dirilmek için aşkta ölen yahut aşkla ölen.. Ölmeden önce ölmek kudretini elinde tutan kişi.. Bu öyle bir diriliş ki artık içinde dünya sevgisi ölmüş, nefsinin prangalarından kurtulmuşsundur.. Kölelikten hürlüğe akış.. Benliğini nefis prangalarından hürleştirerek ise efendi olma, hazret olma.. Her an bir suâle muhatabız dedik.. Bu ne mühim, ne çetin bir soru ki yakamızı bırakmıyor. Bu ne davadır ki bir türlü kendimizi aklayamıyoruz. Verdiğimiz cevapla ya sıratı geçiyor ya cehennemi yaşıyoruz.. Bütün mesele bu .. İncitmemek mi, incinmemek mi? youtu.be/v6-EprB5Fx8
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009625 okunma
10/10
·222 syf.·
2021 40. kitabı
Dilerim hiç kimse tahakkuk ettirmekte âciz olduğu ilme sahip olmasın... Hiç olmazsa câhilin, içine sığınacağı bir mâzeret kalesi vardır; fakat bilgi sahibinin suçunun hiçbir özrü yok.
Edebiyat
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009625 okunma
Puan vermedi·222 syf.··
Beğendi
·
2024 232. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2024 22:33
Âşık Yunus imdi yârı Sevenlerin budur kârı Ol dost için ağuları Şeker gibi yutmak gerek Nasıl oldu da Sâmiha Ayverdi kitapları ile bu kadar geç tanıştım? Açık, akıcı dili ve sürükleyici konusuyla okumaktan çok keyif aldığım bir kitap oldu. Kitap bittiğinde hissettiğim tek bir duygu vardı; haz.
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009625 okunma
Puan vermedi·222 syf.·
2021 15. kitabı
Çok geç tanıştığım Samiha Ayverdi ile ömrümün sonuna kadar haşır neşir olacağım. İlk okuduğım kitabı Yaşayan Ölü içesinde müthiş tahliller barındıran bir kitap. İki arkadaşın mektuplaşmasıyla başlayıp bir hikayeye dönüşüyor. Okuyun, okutturun.
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009625 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Sâmiha AyverdiYazar · 63 kitap
Sâmiha Ayverdi (d. 25 Kasım 1905, İstanbul - ö. 22 Mart 1993, İstanbul), Türk mütefekkir ve mutasavvıf yazar. Roman, hikâye, hatırat, makale ve inceleme türünde yapıtlar verdi. Rifailik tarikatına bağlı idi. Piyade Kaymakamı (Yarbay) İsmail Hakkı Bey ile Fatma Meliha Hanım’ın kızıdır. Mimar ve tarihçi yazar Ekrem Hakkı Ayverdi'nin kız kardeşidir. Şehzadebaşı semtinde doğan Samiha Ayverdi, Süleymaniye Kız Numune Mektebi'nde eğitim gördü; daha sonra özel derslerle eğitimini sürdürdü. Çok iyi derecede Fransızca öğrenerek tarih, tasavvuf, felsefe alanlarında kendini yetiştirdi. Ayverdi, Kubbealtı Cemiyeti kurucu üyesidir. Ayrıca, İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul ve Yahya Kemal Enstitülerinde faal üyeliklerde bulunmuş, 1966'da Türk Ev Kadınları Derneği'nin (Türk Kadınları Kültür Derneği) kuruluşuna önayak olmuş, 1970'te ağabeyi ile birlikte Kubbealtı Cemiyeti'nin kurulmasını sağlamıştır. 22 Mart 1993 tarihinde ölen Sâmiha Ayverdi'nin mezarı, İstanbul Zeytinburnu'ndaki Merkez Efendi Camii'nin bahçesindedir.. İstanbul'un Fatih ilçesinde Edirnekapı'dan Saraçhane'ye kadar uzanan Fevzipaşa caddesi ve Hırka-i Şerif Camii yakınındaki Koyun Baba Parkı'nda 1976 yılında ağaçlandırma çalışmaları yaptırdı. Eserleri Samiha Ayverdi, 1938'de ilk romanı Aşk Budur'u (Aşk Bu imiş) yayınladı. 1946'dan itibaren daha çok fikir ve tarih eserlerine ağırlık verdi. Yapıtlarında, tarihi yoğun biçimde kullanmıştır. İnceleme yazıları ve romanları İstanbul üzerinedir. Tasavvuf düşüncesi ve tarih özellikle romanlarında canlanmış, Kenan Rifai'yi eserleri yoluyla okuyuculara tanıtmaya çalışmıştır. "Batmayan Gün" ve "İnsan ve Şeytan" adlı romanları geçmişi arayışının ürünleridir. Geçmişe duyduğu özlemi en iyi yansıtan romanı 100 Temel Eser listesi'nde de yer alan İbrâhim Efendi Konağı'dır. Kubbealtı Neşriyat tarafından Samiha Ayverdi Külliyatı adıyla çıkan kitapların sayısı 47 adettir. Ödülleri 1978’de Türkiye Millî Kültür Vakfı Armağanı; 1984’te Millî Kültür Vakfı tarafından verilen Türk Millî Kültürüne Hizmet Şeref Armağanı; 1985'te Yeryüzünde Birkaç Adım isimli eseri nedeniyle Boğaziçi Yayınları tarafından Boğaziçi Başarı Ödülü almıştır . 26 Nisan 1986’da, Türk Edebiyat Vakfı tarafından kendisine "Millî Sanata Hizmetleri"nden ötürü bir plaket sunulmuştur. 1988 yılında yayınlanan “Hey Gidi Günler Hey” isimli eseri nedeniyle, Türkiye Yazarlar Birliği'nce kendisine Yılın Dil Ödülü verilmiştir. 1990'da Başbakanlık aile araştırma kurumu kendisine bir şükran plaketi sunmuştur. 1992 yılında Türkiye İlim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği'nce (İLESAM) verilen Üstün Hizmet Ödülü'nü almıştır. İstanbul, Fatih'te Vatan Caddesi üzerinde bulunan Vatan Anadolu Lisesi'nin ismi 2005 yılında değiştirilerek, Samiha Ayverdi Anadolu Lisesi yapılmıştır. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Sâmiha_Ayverdi