Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 30 dk.
Sayfa Sayısı:
159
Basım Tarihi:
2025
İlk Yayın Tarihi:
2007
Yayınevi:
Kubbealtı Neşriyatı
ISBN:
9789757663362
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Yusufcuk
10/10
·183 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2025 00:00
Sâmiha Ayverdi son devrin en kıymetli mütefekkirlerindendir. Sadece mütefekkir demek de yeter mi bilmiyorum. İçinde bulunduğu tasavvufi neşve onu bir edebiyatçı bir fikir insanı olmaktan ileriye taşır. Osmanlı devletinin son dönemlerinde yaşamış "İstanbul'lu" bir Hanımefendi. Türk edebiyatında bir çok yazarın anlattığı İstanbul, eserlerinin içinde o kadar önemli bir yer tutar ki bu ona "İstanbul yazarı" olma sıfatını kazandırır. Ama Ayverdi'yi kendi döneminde ki edebiyatçılardan ayıran daha özel bir tarafı vardır. O da, birçok kitabında hususiyetle bahsettiği ve kendi hayatının da bir standardı hâline getirdiği tasavvuftur. Aile efradının şifâhî yolla verdiği eğitimler, gittiği mektep ve okullar, dil ve sanat alanında aldığı özel dersler Sâmiha Ayverdi 'nin kültür gelişimde oldukça etkilidir. Fakat, Ayverdi’nin asıl rûhî ve fikri gelişmesi Fatih’teki Ümm-i Ken’an Dergahı’nın Şeyhi Kenan Rif’âî’ye intisapları neticesinde onun irşadlarıyla olmuştur. Yazarın kişisel ve kültür birikimiyle özellikle ilgilenenler için O'nun adına düzenlenmiş şu web sitesinin adresini şuracığa bırakıyorum: samihaayverdi.org İşte Yusufcuk bu manevi donanımla yazılmış muazzam bir eserdir. Dili, imgesi, metafor ve işaretleri sayesinde bir kitap olmaktan öte ahlâki gelişimin kapısını açan manevi bir reçetedir adeta. Sâmiha Ayverdi cümlelerini öyle bir nezaketle kurmuştur ki, okurken sanki bir annenin evladına olan müşfik tavrını sezinlersiniz. Cümlelerini dikkatle seçmiştir; olumsuzlama ve ümitsizlik yoktur bu manevi terbiyede. Hani dil kültürümüzde arifâne bir konuşma yöntemi vardır. İyi olmayanı pekiştirmemek için sözcükleri daha pozitif olanlarından seçeriz. 'Kapıyı kapat' demeyiz de 'kapıyı kavuştur.' deriz meselâ. Ya da 'ateş elini yakar.' ifadesindense 'elini acıtmayasın' ifadesini tercih
YusufcukSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2025421 okunma
Herkes bu meydana bir zafer için gelir; ben ise sâde sana yenilmek için geldim!
6/10
·183 syf.··
2022 19. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2022 12:00
Kitabı okumadan önce bir aşk romanıdır diye tahmin ediyordum ama kitap kendi içinde bağlantısız bir iki sayfalık deneme yazılarından oluşuyor. Bir kitabı sevebilmek için okunan sayfalarda kendimizle ilgili cümleler bulabilmek önemlidir. Altını çizdiğimiz her cümle kalbimizdeki duygulara saplanan bir oktur. Bu kitapta çok fazla oka sahip olmamakla birlikte kitabının nabzını hissettiğim cümleler şunlardı: "Herkes bu meydana bir zafer için gelir; ben ise sâde sana yenilmek için geldim." Kâinat kitabını okumak uzun sürer; kendi kitabını oku!.. Zaten hangi kelâm, hangi sırrın düğümünü çözmüştür? Ben cehennem olamam; çünkü bağrıma düşen dertleri görünce ateşim söner, onları yakamam. Ben cennet de olamam; çünkü keyif ve mükâfat için kapıma sokulanları ağırlayacak güzelliklerden uzak ve boşumdur. Dostum, sen ormanda su arayan vurulmuş bir geyik gibisin. Boşuna inkâr etme yaralısın işte. Ammâ inan bana ki, senin ateşin, suyun söndüreceği tanıklıklar dan değildir. Seni görmemiş olsaydım, her güzelliğin bir çirkinliği, her tamâmın bir eksiği, her iyiliğin bir fenâlığı, her doğruluğun bir eğriliği olduğunu bilmeyecektim. Ey benim Rabbim, ne diye bu zavallının içine hem o yanıp yakılmak ateşini verdin, sonra da dudağına kilit vurdun?
Edebiyat
YusufcukSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2025421 okunma
7/10
·183 syf.·
Beğendi
·
2021 50. kitabı
Kitabın yazarı,(D. 25 Kasım 1905, Şehzadebaşı / İstanbul - Ö. 22 Mart 1993). Kendisi gibi Türk kültürüne büyük hizmetlerde bulunmuş olan sanat tarihçisi ağabeyi Ekrem Hakkı Ayverdi'den sonra âilenin ikinci ve son çocuğu olarak dünyâya geldi. Türk mütefekkir ve mutasavvıf yazarımız, romanlarla, hikayelerle,denemelerle karşımıza çıkan güzide bir kişiliktir. Benimse,okuduğum ilk Semiha Ayverdi eseri olmasına rağmen üslûbunu kendime yakın başarılı buldum.Tasavvûfî bir dil ile kendi iç dünyasını bizlere sıkmadan yansıtmayı başarmış.Betimlemeleriyle bizi kendi yolculuğunda rastladığı hallere götürmek için güzel bir araç olarak kullanmış.Bir çok Osmanlıca kelimeyi de eserine serpiştirmiş,okurken kelime hazinem bir miktar arttı diye mutluluk yaşadım.;) Bence duygusal ve tasavvufi üslup sevenler için okunası bir eser olmuş.Kâinat kitabını ve kendimizi doğru okumak temennisi ile sözlerime, kitaptan bir alıntı ile son veriyorum. “...Ağaç, sararan yapraklarını kaybederken ağlar mı bilmem. Bu dünyada, kahkaha gibi, göz yaşı da o kadar bol ve nafile akar ki, sırasında biz bir yapraktan daha değersiz ve kıymetler için bile elem duyar, feryat ederiz. Ama ne gariptir, öğrenemediğimiz,bilemediğimiz,öğrenmek ve bilmek için yanıp yakılmadığımız o büyük sır,o büyük muammâ için gözyaşı dökmek hatırımızdan bile geçmez."
Din
YusufcukSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2025421 okunma
Puan vermedi·183 syf.··
2021 96. kitabı
"Masum bir sükût" terkibini okuyunca, kitabın tanıtımını bunun üzerine kurmalıyım diye geçti içimden. Masum bir sükût olmaksızın kulak işitemezdi çünkü. Sıfırdan başlamalıydı her şey. Lügatlerin de sıfır noktası sükût değil midir? Samiha Hanım penceresine doğru uzanan bir erik dalının masum sükûtunu taşımış okuyucuya. Bir durum hikâyesi çıkarmış bu sükûttan. Her kelime masum bir sükûtun gölgesi olarak ulaşmıyor mu bizlere? Koyulaşan gölgelerle sükût ile aramıza mesafe koyuyoruz. Bazen bir sükûtun varlığını kitaplaştırıyoruz, bazen sükûtun varlığı henüz yazılmamış ve hiçbir zaman yazılmayacak kitaplara tercüman oluyor. Durum hikayesi dedikleri şeyi her gün belki defalarca yaşıyoruz. Olay yok. Ruhumuza, varlığını çok defa ıskaladığımız sükût eşlik edince, kelimenin hudutlarını aşan bir duygu yumağı ile başbaşa kalıyoruz. Yumak dedim çünkü önce ipi yumak haline getireni hatırlatmak istedim. "Yollar bir yumaktır, uzun, dolaşık" "Kedim, ayak ucuma büzülmüş, uyumakta; İplik iplik sarıyor sükûtu bir yumakta" *** Bazen bir kaldırım taşı, bazen bir tas berrak su, bazen bir ağaç dalı, bazen bir dudağın bitişiğindeki tebessüm çizgisi, bazen bir kuru yaprak bize umulmadık bir durum hikâyesi sunabilir. Hepsi de masum bir sükûtun refakatinde bize satırlarını ifşa ediyor. Yeterki durmayı ve kulak vermeyi bilelim. *** Kısacık durum hikayelerinden oluşan bir kitap Yusufçuk. Kulak vermeyi bilenler için kıymet arz edecektir.
YusufcukSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2025421 okunma
6/10
·183 syf.·
2020 1. kitabı
Ne zaman Samiha Ayverdi okusam ruhumu bir iman dalgası titretiyor. İnancın ve hanımefendiliğin kitabını yazıyor kendisi her defasında. Sözleri ile kişiliği bütünleşmiş bir zat. Duruşu ile ananelerine bağlı bir Osmanlı ve modern bir Cumhuriyet kadını. Güçlü, karakteri sağlam ve hayatı boyunca yazmış bir yazar. Okuduğum diğer kitaplarından farklı olarak bir kurgu göremedim bu kitapta. Ana teması döner dolaşır Allah'a varırsın etrafında denemelerden ve belki kısa öykülerden oluşan bir eser. Muhteşem Türkçesi ile sizi su gibi okutan dupduru bir üsluba sahip. 'İbrahim Efendi Konağı' ve 'Yolcu Nereye Gidiyorsun' ile karmaşık karakter betimlemeleri, kuşaklar arası aktarım yok bu eserde. Beşeri aşk ile ilahi aşk arasında gidip geliyoruz. Ortalara doğru sıkılmaya başladıysam da sonlara doğru bambaşka bir şeye dönüştü kitap. Aşina olduğum Samiha Ayverdi tarzını tam bulamadım açıkcası. İlk kez okuyacaklar için yazara bu kitapla başlanabilir. Ancak benim gibi 4. kitabını falan okuyorsanız sizi tatmin etmeyebilir. Bu eserde sanki demek istediklerini bir çırpıda demek istemiş. Diğer kitaplarının satır aralarında hep bu kitabın serpiştirildiğini hissettim. Yer yer insana duyulan, yer yer yaratıcıya yakarılan aşk. Ne yaşarsak yaşayalım yüzümüz Rahmet kapısına dönecek.
YusufcukSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2025421 okunma
10/10
·183 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 19:30
Kitaba başladığınız anda sizi alıp götüren bir eser. Usta yazarın kullandığı dile hayran olmamak elde değil. Okurken düşündüren, bolca altını çizdiren kitapların benim için yeri hep başkadır. Kitabın ana teması tasavvuf üzerine kurulu. Bu güne kadar bu eseri okumamanın verdiği hayıflanma olsa da üzerimde bazı kitapların okunma zamanının olduğu düşüncesiyle okuma listenize mutlaka eklemenizi öneririm.
Edebiyat
YusufcukSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2025421 okunma
İnsan kendine sorulacak sorular
10/10
·183 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2025 20:12
Kitabı Beğendim. Kısa kısa hikayeler ve düşünmelik sözler var. Hikayeler sonunda gelen sorular çok güzel. Aslında her gün bir hikaye okunmalı.. ...Ağaç, sararan yapraklarını kaybederken ağlar mı bilmem. Bu dünyâda, kahkaha gibi, göz yaşı da o kadar bol ve nâfile akar ki, sırasında biz, bir yapraktan daha değersiz kıymetler için bile elem duyar feryat ederiz. Ama ne gariptir, öğrenemediğimiz, bilemediğimiz, öğrenmek ve bilmek için yanıp yakılmadığımız o büyük sır, o büyük muammâ için göz yaşı dökmek hatırımızdan bile geçmez. Niye diye sormalı Yusufcuk
YusufcukSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2025421 okunma
Yusufcuk Üzerine
Puan vermedi·183 syf.··
2021 26. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2021 23:40
"Gidenin yerine benzerini getirmek gayreti, işte insanların tesellisi..." Türk kültürünün önemli isimlerinden biri olan Samiha Ayverdi ile tanışmam bu kitap ile oldu. Bu zamana kadar her kitabın kendi zamanını seçtiğini düşünmüşümdür. Ama Yusufcuk ile bu kadar geç tanıştığımız için biraz üzgünüm. İlk sayfasını okumaya başladığımda benim için çok kıymetli bir eser olacağını anlamıştım. Zira şöyle başlamıştı Ayverdi, "Devletlim! Evvela karşıma şu kainat kitabını açtın ve Oku! dedin." Samiha Ayverdi kainat kitabının okunması için öncelikle insanın kendi kitabını okuması gerektiğini bize satır satır işlemiştir. Mütefekkir ve mutasavvıf yazar beşeri aşk ile ilahi aşk arasında gidip gelen deneme, kısa öyküler, düşünce yazılarının bulunduğu bu eserini mükemmel bir Türkçe ile aktarır. Zaten duru ve kusursuz Türkçe denilince akla gelen ilk isimlerdendir. Kitap içerisinde çok sevdiğim ve üstüne düşünüp araştırma yaptığım cümleyi sizinle de paylaşmak istiyorum; "Herkes bu meydana bir zafer için gelir, ben ise sade Sana yenilmek için geldim." Bu cümle yalnız başına bize sufiliğin hal dilini ele verir. İnsanla İlahi hakikat arasındaki en büyük engel insanın kendisidir. Kişi kendisinden tümüyle kurtulmaksızın İlahi feyze kabil hale gelemez. Bir diğer metinde ise şöyle der; "Adını sordular. Söyledim. "Tanımıyoruz, kimmiş o?" dediler. Az kaldı perdeyi çekip seni onlara gösterecektim; fakat ihtiyatkar olmayı yine Senden öğrendiğim için vazgeçtim ve düşündüm ki, gösterseydim de göremeyeceklerdi; zira perdelerin kalktığı ezel gününde onlar Seni görmüşlerden olsalardı, şimdi burada, "Tanımıyoruz" demezler ve demir asa demir çarık, bu kainatın tek görülecek görülmemişini arar ve bulurlardı." Samiha Ayverdi hakikati tek cümlede tasvir eder. Ezel bilişikliği dediği bu tema kitapta
YusufcukSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2025421 okunma
Puan vermedi·183 syf.··
2017 16. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2017 01:43
Bir solukta okunacak güzellikte ama aynı zamanda her soluğunda, omzunuza durup düşünmeyi yükleyen bir kitap. Tasavvuf sarhoşluğu ile yazılmış olması, tasavvuf aşkını gözler önüne seriyor. Samiha Ayverdi denilince akla gelen ilk özellik olan "Türkçeyi güzel kullanma" bu eserinde de üst seviyelerde. Usta bir şair kadar kelimelerle dans ederken diğer yanda eserin dilini de ağırlaştırmıyor, sonuna kadar hem anlaşılır hem akıcı ilerliyor. Verdiği birçok örnekte de kendinizi bulacaksınız, 'hissettiğim tam olarak buydu', 'evet ne yazık ki gerçek böyle' diyeceksiniz. Tasavvufa dair pek bir sey okumamış olmama rağmen bu kitabın yeri ayrı oldu bende, bir de ilginiz varsa okuyun derim.
YusufcukSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2025421 okunma
Puan vermedi·159 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 10:50
Samiha Ayverdi okumaya Yağız Gönüler'in tavsiyesi ile başladım. Yağız Hoca Instagram hesabında Samiha Ayverdi ile ilgili o kadar çok paylaşım yapar ki merak ettim. "Yusufçuk" kitabı ile okumaya başlayın diye de hikaye paylaşmıştı. Aldım başımın üzerine koydum. Hemen kitabı okudum. Anlamakta zorluk çektim başlarda. "Allah Allah,ne anlatıyor şimdi ?" dedim durdum. Sonra derin bir nefes aldım bir daha okudum. "Allah aşkını"anlatıyor,Hu. Tekrar tekrar okuyacağım. Anlamadığım,takılı kaldığım,hizli geçtiğim yerler illaki olmuştur. Bu kitabi sindirdikten sonra bir tane daha Samiha Ayverdi kitabı okuyacağım. Okumam,merakım,Allah aşkım daim olsun inşallah
YusufcukSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2025421 okunma

Yazar Hakkında

Sâmiha AyverdiYazar · 63 kitap
Sâmiha Ayverdi (d. 25 Kasım 1905, İstanbul - ö. 22 Mart 1993, İstanbul), Türk mütefekkir ve mutasavvıf yazar. Roman, hikâye, hatırat, makale ve inceleme türünde yapıtlar verdi. Rifailik tarikatına bağlı idi. Piyade Kaymakamı (Yarbay) İsmail Hakkı Bey ile Fatma Meliha Hanım’ın kızıdır. Mimar ve tarihçi yazar Ekrem Hakkı Ayverdi'nin kız kardeşidir. Şehzadebaşı semtinde doğan Samiha Ayverdi, Süleymaniye Kız Numune Mektebi'nde eğitim gördü; daha sonra özel derslerle eğitimini sürdürdü. Çok iyi derecede Fransızca öğrenerek tarih, tasavvuf, felsefe alanlarında kendini yetiştirdi. Ayverdi, Kubbealtı Cemiyeti kurucu üyesidir. Ayrıca, İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul ve Yahya Kemal Enstitülerinde faal üyeliklerde bulunmuş, 1966'da Türk Ev Kadınları Derneği'nin (Türk Kadınları Kültür Derneği) kuruluşuna önayak olmuş, 1970'te ağabeyi ile birlikte Kubbealtı Cemiyeti'nin kurulmasını sağlamıştır. 22 Mart 1993 tarihinde ölen Sâmiha Ayverdi'nin mezarı, İstanbul Zeytinburnu'ndaki Merkez Efendi Camii'nin bahçesindedir.. İstanbul'un Fatih ilçesinde Edirnekapı'dan Saraçhane'ye kadar uzanan Fevzipaşa caddesi ve Hırka-i Şerif Camii yakınındaki Koyun Baba Parkı'nda 1976 yılında ağaçlandırma çalışmaları yaptırdı. Eserleri Samiha Ayverdi, 1938'de ilk romanı Aşk Budur'u (Aşk Bu imiş) yayınladı. 1946'dan itibaren daha çok fikir ve tarih eserlerine ağırlık verdi. Yapıtlarında, tarihi yoğun biçimde kullanmıştır. İnceleme yazıları ve romanları İstanbul üzerinedir. Tasavvuf düşüncesi ve tarih özellikle romanlarında canlanmış, Kenan Rifai'yi eserleri yoluyla okuyuculara tanıtmaya çalışmıştır. "Batmayan Gün" ve "İnsan ve Şeytan" adlı romanları geçmişi arayışının ürünleridir. Geçmişe duyduğu özlemi en iyi yansıtan romanı 100 Temel Eser listesi'nde de yer alan İbrâhim Efendi Konağı'dır. Kubbealtı Neşriyat tarafından Samiha Ayverdi Külliyatı adıyla çıkan kitapların sayısı 47 adettir. Ödülleri 1978’de Türkiye Millî Kültür Vakfı Armağanı; 1984’te Millî Kültür Vakfı tarafından verilen Türk Millî Kültürüne Hizmet Şeref Armağanı; 1985'te Yeryüzünde Birkaç Adım isimli eseri nedeniyle Boğaziçi Yayınları tarafından Boğaziçi Başarı Ödülü almıştır . 26 Nisan 1986’da, Türk Edebiyat Vakfı tarafından kendisine "Millî Sanata Hizmetleri"nden ötürü bir plaket sunulmuştur. 1988 yılında yayınlanan “Hey Gidi Günler Hey” isimli eseri nedeniyle, Türkiye Yazarlar Birliği'nce kendisine Yılın Dil Ödülü verilmiştir. 1990'da Başbakanlık aile araştırma kurumu kendisine bir şükran plaketi sunmuştur. 1992 yılında Türkiye İlim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği'nce (İLESAM) verilen Üstün Hizmet Ödülü'nü almıştır. İstanbul, Fatih'te Vatan Caddesi üzerinde bulunan Vatan Anadolu Lisesi'nin ismi 2005 yılında değiştirilerek, Samiha Ayverdi Anadolu Lisesi yapılmıştır. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Sâmiha_Ayverdi