Yemekle birlikte yudumlanan kırmızı şarapta tükenmiş, kenti tepeden izleyen bu yerde manzaraya bakarak, yeryüzündeki yıldızları yani ışıkları yanan evlerin çokluğunu konu alan, günün anlamından çok uzak, gereksiz bir sohbete dalmışlardı. Geçen on dört yıla dair tek bir konu açılmamıştı. Uygun bir zamanda, Adam pahalı hediyesini kadına sunmuştu. Kadın, çok beğenmiş gibi yaparak -ki bu tür pahalı ve gündelik hayatta kullanılamayacak şeylere değer vermezdi- hediye için teşekkür etmişti. İkisinin de içinde, nedenini bilmedikleri, kapıları zorlayan söylenilmeyenler vardı sanki.