Biz, devr-i alem seyyahlarının geçtikleri yerlerin bir tek boyutu ile olsun bağ kuramadıklarını, sadece bunu söylemek isterken bakın nerelere kadar geldik. Bununla beraber, konumuza dönerken bir defa daha ve apaçık olarak tekrar edeyim ki, dünya gezmekle öğrenilmez: Dünya işte bu odada ve bu yuvarlağın karşısında öğrenilir: Şöyle "fırr..." diye bir çevirdiniz mi, beş kıta ve bütün okyanuslar, dağlarıyla, ovalarıyla, şehirleriyle, adaları ve yarım adalarıyla, gözlerinizin önünde geçit yürüyüşü yapar:
İşte İskandinavya yarımadası.
İskandinavya'da insanlar yaşar.
İşte Malaka yarımadası. Malaka'da insanlar yaşar.
İşte İsviçre. İsviçre'de insanlar yaşar.
İşte Holivut, işte Kongo, Holivut'ta, Kongo'da, vallahi, insanlar yaşar.
Sonra okyanuslar: Atlas Okyanusu, Güney Buz Denizi, Sudda Denizi, Banda Denizi, Arafura Denizi.. ve adalar: Borneo, Sumatra, Filipinler, Kanarya adaları.. bunlar büyükleridir; bir de şunlara bakın, Lombak, Rotti, Cinnel.. toplu iğne başı, sivri sinek kanadı gibi görünüyorlar. Bunların, işte bu iğnenin dokunduğu yerde, belki de birkaç tanesi daha vardır.. kim bilir.. ve orada da insanlar yaşar. Sonra, bütün bu insanların, ama hepsi, arkadaşlık nedir, aşk nedir, analık nedir, Allah nedir, bilirler: Bunların üstüne şiirler yazar; ilâhiler besteler, türkü yakarlar. Ve sonra da, gene bu insanlar, bu ilahi okuyan, şiir yazan bu insanlar...
Fakat ah konudan uzaklaşmak endişesi olmasa...