Üstat, Şairlerin Üstadı,
Sessiz arzularımızın Üstadı,
Dünyanın yüreği nabız atışlarınla titreşiyor,
Ama şarkınla yanmıyor.
Dünya oturmuş, sükunetle sesini dinliyor,
Ama yamaçlarının yüksekliğini ölçmek için,
Oturdukları yerden kalkmıyorlar.
Düşünü düşlüyorlar,
Ama çok daha büyük bir düş olan
şafağına uyanmıyorlar.
Nereye böyle baharım, nereye?
Kokun şimdi hangi evrende süzülecek?
Hangi kırlarda yürüyorsun?
Hangi gökte başını kaldırıp yürekten konuşacaksın?
Bu vadiler şimdi çorak,
Bizler kupkuru bereketsiz tarlalara döndük.
Yeşil olan her şey güneş altında kararıyor,
Bahçelerimizdeki elmalar ekşi,
Bağlarımızdaki üzümler acı.
Şarabına susadık,
Kokun burunlarımızın direğini sızlatıyor.
Nereye böyle ilk baharımızın çiçeği, nereye?
...
"Kadim günlerimin kardeşleri... Yüreğim parmaklıklar ardındaki yüreklerinizle bir atıyor. Dilerim özgür kalıp benimle ve yoldaşlarımla birlikte tekrar yürüyebilirsiniz.
Hapsedildiniz, ama yalnız değilsiniz. Sokaklarda özgürce dolaşanların da sizden farkı yok. Hepsinin kanatları koparıldı, tavus kuşları gibi kanat çırpsalar da henüz uçamıyorlar."