Yüreğiyle sevdiği halde kuşkularından vazgeçmeyen biri, kadırgada küreğine yaslanıp uyurken efendisi kırbacıyla uyandırana kadar özgürlük rüyaları gören bir köleden farksızdır.
"Bir sürü âşığın var, ama bir tek ben seni seviyorum. Diğerleri seninleyken kendilerini seviyorlar. Ben seni seviyorum. Diğerleri kendi zaman algılarıyla bir gün solacak güzelliğini görüyorlar. Ben asla solmayacak güzelliğini görüyorum. Ömrünün sonbaharında aynı güzellik aynada kendini görmekten korkmayacak, kendini hor görmeyecek. Bir tek ben sende görünmeyeni seviyorum."
Beni O'na çeken yalnızlığım mıydı, yoksa Kokusu muydu? Güzelliğini isteyen açlığım mıydı, yoksa Güzelliği gözlerimin ışığını mı arzuluyordu?
Şimdi bile hangisi olduğunu söyleyemem.