Bata çıka ilerleriz sularda. Kâh gıpta eder kâh kıskançlık duyarız. Sonra gelir bir bilge, tutar satranç tahtasını, kaldırıverir. Bir bakmışız ki her şey boşmuş. Bunca yük, bunca ağırlık... Bir bakmışız ki kimsenin kimseyle yarıştığı yokmuş aslında, kâinat sonsuzmuş. Farklı zannettiğim de benim gibiymiş, o da meğer bir başkasına gıpta edermiş! Bir bitimsiz çekişme, boşu boşuna... En iyisi, en sadesi şefkat duymak ve arafta durmak!!!"
Eflatun'a (Platon'a) iki soru sormuşlar:
Birincisi: "İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışlan
nedir?"
Eflatun tek tek sıralamış:
"Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki sonra çocukluklarını özlerler. Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler, sonra sağlıklarını geri almak için para öderler. Yarınlarından endişe ederken bugünü unuturlar. Sonuçta ne bugünü ne yarını yaşarlar. Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler..."
Sıra gelmiş ikinci soruya. "Peki, bu konuda siz ne öneriyorsunuz?"
Bilge yine sıralamış: "Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken tek şey, kendinizi sevilmeye bırakmaktır. Önemli olan; hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye
ihtiyaç duymaktır..."
Bir düşünür der ki: "Bir insanın, okuduğu her şeyi hafızasında tutmasını beklemek, yediği her şeyi midesinde tutmasını istemekten farksızdır. Yediği şey bedenini, okuduğu şey ise zihnini beslemiştir. Nasıl ki, beden kendisine benzeyeni ve ihtiyaç duyduğunu hazmederse, beyin de kendisine uyanı ve ilgisini çekeni tutacaktır. Düşünce sistemiyle örtüşenleri ve işine yarayanları alıkoyacaktır."
Midemizin ihtiyaç duyduğu besinleri seçme konusunda gösterdiğimiz gayretin birkaç katını beynimizin, kalbimizin ve ruhumuzun ihtiyaç duyduğu besinler konusunda göstermek zorundayız. Çünkü bizi biz yapan temel değerler buralarda oluşur. Beynin, kalbin ve ruhun zihinsel fonksiyonlarının ihtiyaç duyduğu gıdaları yeterince verirsek geleceği inşa etme noktasında daha emin adımlarla yürümüş oluruz.
Bir düşünür, okumayla ilgili şunları söyler:
"Gözle oku. Gönülle oku. Zihinle oku. Kitabı oku. Tabiati oku. Evreni oku. Tarihi oku. Hepsinden öte kendini oku.
Ergenlik bir yas tutma dönemidir.
~Turhan Yörükhan~
Ergen küçükken hayal ettiği dünyayı kaybetmenin yasını tutar. Duyguları yönetemeyen kişi yas tutmayı abartır. Dengesiz bir hayat yaşamaya başlar.