-İşte sevmeye değecek bir genç kız... Ne mükemmel bir zevce olur. Bu derece yanmaya kabiliyeti olan bir mahlûkun kim bilir sevmeye ne derece kabiliyeti vardır? Mümkün olsa da insan onunla evlense...
Ben aşkı şiirlerde, romanlarda olduğu gibi bir parlak yaz gecesinin mehtabında başlayıp sabahında biten bir rüya addedenlerden değildim. Benim için sevmek bir başka insanın vücudundan, ruhundan bir parça hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ıstıraplarını paylaşmak demektir.
Öyle işler çıkacak ki vicdan " yap " derken kanun " yapma " diye nehyedecekti. Kezalik kanunun istediği bazı şeyler de vicdana dokunacaktı. Bu vaziyet karşısında ne yapmak lâzımdı?
Vicdanım bana " Susuzluktan ölen çocuklara her şeye rağmen su vereceksin! " demişti. Ben de bu emre itaat etmek için memuriyetten kovulmayı, mahkemelerde sürünmeyi göze almıştım.