Zira öyle kişilikler vardır ki, bütün büyük olaylar ve olağanüstü yaşantılar onlarda ruhun sarsılmasının yanı sıra, gizli bir derdin ve derin bir hüznün ilk boğuk seslerinin serbest kalmasına neden olurlar ve bu sesler öyle yüksek, öyle baskındır ki, bütün ruh halleri onların içinde çözülür gider.
Bazı insanlar vardır ki, aşk için doğmazlar, kavuşmanın acı veren mutluluğunu taşıyamayacak kadar zayıf oldukları için, onlarda sadece bekleyişin kutsal ürpertisi çiçek açar.
İnsanın yazgısını içinde saklayan anlar vardır. Kaybolup giden sonra yeniden gelen gri umutsuz bulutlara benzer bu anlar. Ama gitmezler inatla ve ısrarla orada kalırlar. Önce kara bulutlar gibi dağılırlar.
Gitmiş gibi gözükseler de kasvet saçan bir grilikte, süzülmüş haldedirler. Içinde bulunan ana hasetle yaklaşıp sürekli yumruk atarlar.